Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/18466 E. 2017/22677 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18466
KARAR NO : 2017/22677
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının asıl işverene ait … kenarı denetim istasyonunda değişen alt işverenler bünyesinde çalıştığını, ihaleyi alan şirketler değiştiğinde işçilerin hesabına kıdem tazminatı yatırılarak çıkış yapıldığını, daha sonra işçilerin yapılan ödemeyi iade etmek suretiyle yeni şirkette işe başlatıldıklarını, davacının ise, hesabına yatırılan 3.439,88 TL’ yi ödemeyi yapan davalı …’e iade etmemesi sebebiyle işten çıkartıldığını, her ne kadar diğer alt işverenlere bağlı olarak çalışmış olsa da, işin kontrolünü, görev yerini ve çalışma saatlerini davalı Bakanlık yetkililerinin belirlediğini, emir ve talimatları onlardan aldığını beyanla davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun kabulünü, şayet mahkeme aksi kanaatte ise işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı asil, davacının per çok şirket bünyesinde görev yaptığı halde sadece kendisinden tazminat talep etmesinin yasal olmadığını, davacının 01.01.2014 tarihinde kendisine ait işyerinde çalışmaya başladığını, iki ay sonra gerekçe göstermeksizin işe gelmemeye başladığını, davacıya ödeme yaptığı ve iade edilmemesi sebebiyle işten çıkartıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacıya maaşı dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının ileri sürdüğü ödemenin, bir önceki alt işveren olan … şirketinin kendi dönemine ilişkin ödeme olduğunu, ayrıca işin kontrolünü, davacının görev yapacağı yeri saatlerini, tüm emir ve talimatları belirleme yetkisinin Bakanlık çalışanlarına ait olması sebebiyle davalı Bakanlığın gerçek işveren olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Bakanlık vekili, davacının en son … Eğitim Turizm Prodüksiyon Nak. İnş. Tic. Ltd. Şti.’nde çalıştığını, bu şirket ile Bakanlık arasında hiçbir hukuki ve fiili bağ bulunmaması sebebiyle Bakanlığın taraf sıfatının bulunmadığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca hizmet yerinin ulaştırma denetim istasyonu olmasının Bakanlığın sorumlu tutulmasını gerektirmediğini, zira işin bütünüyle yüklenici firmalara devredilmiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde davalı … aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı … aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının çalışmasının hangi işverene ait işyerinde geçtiği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 13.11.2011-26.02.2014 tarihleri arasındaki son dönem çalışmasının dava dışı … Tur Org İnş .. Şirketi nezdinde geçtiği kabul edilmiştir. Ancak, davalılardan …, davacının 01.01.2014 tarihi itibariyle kendisine ait işyerinde çalışmaya başladığını, iki ay sonra ise devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini savunmuştur. Gerçekten de, dosya içinde mevcut işten ayrılış bildirgesine göre, davacının 26.02.2014 tarihinde …’e ait 1173203 sicil numaralı işyerinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Yine dosya içinde bulunan iki farklı tescil detay bildirgesine göre, 1173203 sicil numaralı işyerinin, işyeri ünvanı … Eğitim Turizm Prodüksiyon Nak İnş. San. Tic. Ltd Şti., ünvanı ilkinde …, ikincisinde ise …-Tur Org İnş. Tur Taş Ltd Şti.’dir. Davacı, davalı Bakanlık ile değişen alt işverenler arasında hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştığını ileri sürmüş olup, dosya içinde sadece dava dışı … Eğitim Turizm Prodüksiyon Nak İnş. San. Tic. Ltd Şti. İle Bakanlık arasında aktedilen 10.11.2011 tarihli hizmet alım sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı Bakanlık ise, davalı şirket ile Bakanlık arasında herhangi bir bağ bulunmadığını savunmaktadır. Böylece davalı Bakanlık ile arasında hizmet alım sözleşmesi bulunan işverenlerin kimler olduğu, hangi dönemlerde davacıyı çalıştırdıkları, davacının asıl işverene ait iş kapsamında sürekli olarak asıl işverene ait işyerinde çalışıp çalışmadığı konusu açıklığa kavuşturulmamıştır. Davacının, aynı işyerinde değişen alt işverenler bünyesinde kesintisiz çalıştığı yönelik iddiasının tam anlamıyla kanıtlanamadığı anlaşılmakta olup, bu sebeple, alt işverenler arasında devir olgusu hakkında da bir değerlendirme yapılamamaktadır. Bu itibarla öncelikle, davacı tarafça ileri sürülen çalışma dönemini kapsayacak şekilde farklı alt işverenlere ait tüm hizmet alım sözleşmelerinin celbi ile alt işverenlerin doğru şekilde tespiti sağlanmalı, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının celbi ile, davacının hangi alt işverenler bünyesinde çalıştığı, hizmet alım sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte davacının aynı alt işverenin başka bir işyerinde işe başlatılıp başlatılmadığı veya başka alt işveren bünyesinde aynı asıl işverene ait işyerinde çalışmaya devam edip etmediği tespit edilmelidir. Buna göre son olarak asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve alt işverenler arasında devir bağlamında değerlendirme yapılarak, davacının talepleri hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
3-Kabule göre de, davalılardan …’in ihbar tazminatı alacağından sorumlu olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
İşyeri devrinin esasları ve devrin iş sözleşmesine etkisi ile sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Kanun’un 3. fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun halen yürürlükte bulunan 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenlerin sorumlulukları, kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı olarak belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinden tek başına sorumludur.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumludur.
Somut olayda, mahkemece davalılardan …’in davacının son alt işvereni olmadığı bu sebeple kıdem tazminatı yönünden sorumluluğunun sadece kendi çalıştırdığı dönem ve o dönemdeki son brüt ücret ile sınırlı olduğu kabul edilmekle birlikte, hem kıdem tazminatı hem de ihbar tazminatı alacağından sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Oysa, ihbar tazminatı feshe bağlı alacaklardan olup, davalı …’in son alt işveren olmaması halinde, devreden olarak ihbar tazminatından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.