YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22863
KARAR NO : 2017/28396
KARAR TARİHİ : 11.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının 16.11.2011-14.02.2013 tarihleri arasında davalı şirkette iş makinaları ve kamyon tamircisi olarak yurt dışı şantiyelerinde (…a kasabası karayolu yapım işi) çalıştığı, aylık ücretinin yurt dışı hizmet sözleşmesinde 1.200,00 USD gösterilmesine rağmen 2.000.00 USD ücret karşılığı anlaştığını, 2012/11,12. ay ve 2013.1. ay ücretinin ödenmemesi ve fazla çalışma karşılığının da ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, işverenin çıkış evrakını vermeyeceği baskısı üzerine istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını, yurtdışında bu uygulamanın sıkça yapıldığını, Türkiyeye döndükten sonra ücretinin ödendiğini ancak kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacağının ödenmediğini belirterek alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı …. Tic. Ltd. Şti. vekili, alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının kendi işçisi olmadığını, ücret ödemelerinin …İnş. A.Ş. tarafından yapıldığını beyanla husumet itirazında bulunmuş, diğer davalı … İnş. A.Ş. vekili ise davacının, müvekkilinin … Şirketinden aldığı iş kapsamında çalıştığını, ödemelerin … Şirketi tarafından yapıldığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının 2.000,00 USD ücret aldığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının 2.000,00 USD net 2.460.00 USD giydirilimiş ücretle çalıştığı kabul edilerek işçilik alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Yasal mevzuat gereği, yurt dışında işçi çalıştıran işveren ile işçi arasında yapılacak sözleşmenin İş-Kur’a teslimi zorunludur. Dosyada, gerek sözleşme gerekse ilgili evrakların bulunmadığı görülmektedir. Davacının beyanında 1.200.00 USD aylık ücretin yazıldığı sözleşmenin bulunduğu ifade edilmiştir. İşçinin ücretinin tespiti açısından, davacı ve davalı arasında imzalanan iş sözleşmeleri ve sözleşme eki niteliğindeki tüm belgelerin … İş Kurumundan getirtilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı sabit ücret olarak aylık net 2.000.00 USD ücret aldığını bildirmiş, davalı ise davacıdan daha kalifiye işçilerin 750.00 USD ve 1.200.00 USD aylık ücret ile çalıştığını savunmuştur. Mahkemece davacı iddiası kabul edilerek 2.000.00 USD üzerinden hüküm kurulmuştur.
Dava dilekçesinde davacı ücret alacaklarının …’ye döndükten sonra tamamının ödendiğini belirtmiş, ücret alacağı talebinde bulunmamıştır. Davacı ve eşine ait banka kayıtları dosyaya sunulmuştur. Ayrıca tanık … kendisi tarafından davacı hesabına ödenen paraların ücret ödemesi olmadığını, davacının ücretinden icra kesintisi yapıldığını, bundan davacının haberi olmadığını meselenin sonradan anlaşıldığını beyan etmiş buna dair belgeler olduğunu bildirmiştir. Bu kayıtlar da celbedilerek davacının çalıştığı süre gözetilerek davacıya aylık ortalama ne kadar ücret ödendiği ve … İş Kurumu’ndan taraflar arasında yapılmış bir sözleşme varsa getirtilip bu sözleşmeye göre ücreti belirlenmemesi, sözleşme yok ise ilke kararında belirtilen kriterlere göre emsal ücret araştırması yapılması ve hesaplamalara temel alınacak ücretin belirlenmesi ve etkilenen alacakların da fiili ödeme günü kur üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 11/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.