Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/22817 E. 2017/27906 K. 06.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22817
KARAR NO : 2017/27906
KARAR TARİHİ : 06.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Mahkemece 04.06.2015 tarihli ek kararla, davacı vekilinin temyiz isteminin süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, red kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici 1. maddesi uyarınca, yürürlüğü devam eden, 5308 sayılı Kanun’la değişikliğe uğramadan önceki 8. maddesi hükmü uyarınca, iş mahkemesinden verilen kararlar, yüze karşı verilmişse tefhimi, yoklukta verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 321. maddesinin 2. fıkrasında, “Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hallerde, hakim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu sebeple, basit yargılamada 6100 sayılı Kanun’un 297/2. maddesindeki unsurları taşıyan hükmün, 6100 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca gerekçeli olarak açıklanması zorunludur.
Somut olayda, hüküm davacı vekilinin hazır olduğu celsede tefhim edilmiştir. Ancak, hükme ilişkin tüm hususlar gerekçesi ile birlikte açıklanmadığından, tefhim, 6100 sayılı Kanunun 321. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca usulsüzdür. Bu halde, temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacaktır. Davacı vekili, gerekçeli kararın 26.05.2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, kanuni süresi içerisinde, 03.06.2015 tarihinde kararı temyiz etmiştir. Bu halde, temyiz süresinde olup, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek karar, usul ve kanuna aykırıdır. Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile temyiz isteminin reddine dair mahkeme ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 1985 yılının 3. ayından emekli olduğu 2011’in 5.ayına kadar davalı Belediyede aralıksız çalıştığını, emeklilikten dolayı kendisine hakları verilirken eksik hesaplama yapıldığını beyanla, kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Savunmasının Özeti:
Davalı vekili, davacının talebi hakkında zamanaşımı itirazında bulunmuş ve davacıya hak etmiş olduğu kıdem tazminatının hesaplanarak ödendiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı Belediyede çalıştığı ilk dönemin zamanaşımına uğradığı, ikinci dönem çalışmasına ilişkin ise kıdem tazminatının ödendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar kanuni süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının aralıklı çalışmasında boşluk olan dönemin hizmet süresi tespitinde nazara alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi uyarınca halen yürürlüğü devam eden mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Ancak, aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı itirazında bulunulması halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
Somut olayda, davacı son olarak davalı Belediyede temizlik işçisi olarak çalışmış, Mahkemece davacının hizmet süresi 08.09.1988-08.12.1995 tarihleri arası 7 yıl 3 ay 1 gün ve 16.12.1996-14.06.2011 tarihleri arası 14 yıl 5 ay 29 gün olmak üzere toplamda 21 yıl 9 ay olarak kabul edildikten sonra, zamanaşımı itirazı sonucu davalı Belediyede çalıştığı ilk dönem çalışmasının zamanaşımına uğradığı, ancak ikinci dönem çalışması olan 16.12.1996-14.06.2011 tarihleri için kıdem tazminatına hak kazandığı fakat bu döneme ilişkin tazminat bedelinin de ödendiği kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Her iki çalışma dönemi arasında 10 yıllık süre geçmediğinden ilk dönem çalışmasının zamanaşımına uğradığının kabulü hatalı olup, Mahkemece, davacının ilk dönem çalışmasının ne şekilde sonlandığı belirlenmeli, kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin anlaşılması durumunda; her iki dönem aralıklı çalışma süreleri birleştirilmeli ve son ücret üzerinden hesaplama yapılarak, ödenen tazminatın mahsubu ile sonuca gidilmelidir.
2- Tazminata esas ücret miktarı konusu diğer bir uyuşmazlık konusudur.
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. Kısaca kıdem tazminatının çıplak ücretten değil, giydirilmiş ücretten hesaplanması gerekir. Dosya içeriğine göre hükme esas bilirkişi raporunda, yevmiye aylık olarak hesaplanmış, sosyal yardımlar ise günlük hesaplanarak çıplak brüt ücrete eklenmiştir. Bu hesaplama şekli hatalı olup, sosyal yardımların da aylık hesaplanarak çıplak brüt ücrete eklenmesi ve kıdem tazminatı tavanı da dikkate alınacak şekilde hesaplama yapmak üzere başka bilirkişiden denetime elverişli yeni rapor alınması gereklidir. Yazılı şekilde hesaplama yapılması ve hükmün bu rapora göre tesisi hatalı olup, bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.