Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/20466 E. 2017/28602 K. 14.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20466
KARAR NO : 2017/28602
KARAR TARİHİ : 14.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkiline mobbing uygulanmaya başlandığını, müvekkilinin hasta kayıt personeli olarak işe girdiğini ve çalışmaya devam ederken işyerini ve işin niteliğini değiştirerek poliklinik sekreteri yaptıklarını, müvekkilinin İş Kanununda gösterilen sürelerin üzerinde çalıştırılmasına rağmen fazla mesaisinin ödenmediğini, milli bayramların hepsinde çalışan müvekkilinin dini bayramlarda da çoğu zaman çalıştığını, bunların da karşılığının ödenmediğini, yıllık izinlerinin çoğunu kullanmadığını, bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının soyut, gerçeklerden uzak olduğunun görüldüğünü, somut olarak kimler tarafından, ne zaman ve nasıl psikolojik baskı uygulandığının delilleri ile belgelendirilmediğini, işyeri şahsi dosyası incelendiğinde davacının uzun süre rapor alarak işe gelmediğinin görüleceğini, davacının tıbbi sekreter olarak görev yaptığını, hasta kabul biriminde görev yapmakta iken bu bölümdeki çalışma arkadaşları ile uyuşamadığından bahisle görev değişikliğini kendisinin talep ettiğini, bu talep doğrultusunda polikliniklerde görev verildiğini, farklı doktorlar ile çalıştığını, bu çalışmanın davacının işi gereği olduğunu, davacının görev tanımına uygun bir çalışma olduğunu, fazla çalışma iddiasının da yerinde olmadığını, davacının hak ettiği mesai tutarlarının ödendiğini, milli ve dini bayram çalışmalarının ödendiğini, yıllık izin alacağının da bulunmadığını, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilen yıllık izin ücreti alacağının kabulüne, diğer istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının fazla mesai alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Mahkemece tanık beyanlarına göre fazla mesainin ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.Davacı tanıklarından birtanesi davacının haftanın altı günü 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığını beyan ederken diğer davacı tanığı haftanın altı günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını belirtmiştir. Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davacı tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının haftanın altı günü 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığı, bir saat ara dinlenmesi ile haftalık üç saat fazla mesai yaptığının kabulü gereklidir. Ayrıca beyanı esas alınan tanıkların, hesaplamaya konu tüm dönem içerisinde, davacı ile birlikte çalışmadıkları anlaşılmaktadır. Bu sebeple anılan tanıkların davalı işyerindeki çalışmalarını gösteren … kayıtları temin edilmeli ve davacı ile birlikte çalıştıkları süre ile sınırlı olarak fazla mesai ücretinin hesaplanması gereklidir. Hal böyle olunca mahkemece davacı tanıklarının davacı ile birlikte çalıştıkları süre içinde davacının haftalık üç saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek fazla mesai alacağının hesaplanması gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi neticesinde davacının kıdem tazminatı almayı hak edip etmediği uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır.
4857 sayılı Kanun’un 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir.
Somut olayda;davacı, kendisine işverence mobbing uygulandığı, sürekli görev yerinin değiştirildiği, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedenleri ile iş sözleşmesini feshettiğini belirtmiştir. Yukarıda belirtilen bozma gerekçesine göre davacının fazla mesai alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının ödenmeyen fazla mesai alacağının bulunmasına göre iş sözleşmesi davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedilmekle kıdem tazminatı isteminin hüküm altına alınması gerekirken reddi hatalı olup bozmayı sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.