YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20653
KARAR NO : 2017/30350
KARAR TARİHİ : 21.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde yürütülecek proje kapsamında, proje sorumlusu olarak işe alındığını, taraflar arasında imzalanan belirli süreli iş sözleşmesi uyarınca müvekkilinin işe başlama tarihi olan 28.04.2014 tarihinden 2016 yılı Temmuz ayına kadar çalışmasının kararlaştırıldığını, ancak davalı işverence sözleşmenin süresinden önce haklı neden olmaksızın feshedildiğini beyanla bakiye süre ücreti alacağını istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacının performansının yetersiz olması ve çalışma prensiplerine uyumlu çalışmadığı gerekçesi ile feshedildiğini beyanla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 408. maddesi uyarınca davacının yapmaktan kurtulduğu giderler başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararların nazara alınmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere göre, taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif bir koşula bağlanmadığı, iş sözleşmesinin içeriği itibari ile belirsiz süreli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinin belirli süreli olup olmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde, “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir sebep olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı sebebe dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir.
İş ilişkisinin süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı vurgulanarak ana kural ortaya konulmuştur. İş sözleşmelerinin belirsiz süreli olması asıl, belirli süreli olması istisnadır. Kanunda belirli süreli işlerle, belirli bir işin tamamlanması veya belli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilecektir.
Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilerin belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere göre daha az koruma altına olduğu düşünüldüğünde, iş sözleşmelerinin belirsiz süreli olmasının asıl, belirli süreli olmasının istisna olarak düzenlenmesinin işçinin korunması amacına matuf olduğundan davalı işverence objektif neden yokluğunun ve dolayısıyla sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun ileri sürülmesi halinde işçinin korunması amacını taşıyan düzenlemenin aksine sonuç doğuracak şekilde uygulanması kanunun amacına aykırı olacağı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.(Baycık Gaye, “İş İlişkisinin Kurulması, Hükümleri Ve İşin Düzenlenmesi” Yargıtayın İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 2016, 1-2 Aralık 2017 … Üniversitesi Hukuk Fakültesi, …, Yayımlanmamış Tebliğ)
Somut olayda, davalı işverence davacının dış ticaret uzmanı olarak “Yenilenebilir … ve Çevre Teknolojileri Ekipmanlarının Yerli Üretiminde Ortaklaşa Rekabet” adlı proje kapsamında istihdam edilmesine yönelik dava dışı Ekonomi Bakanlığı’ndan istihdam desteği talep edildiği ve talebin kabul edilmesi üzerine davacı ile 17.05.2014 tarihli iş sözleşmesinin imzalandığı, içeriğine göre sözleşmenin 17.05.2014 tarihinde başlayıp 11.11.2016 tarihinde sona ereceği ve belirli süreli olduğunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin belirli süreli olduğu kararlaştırıldığı halde işverence aksinin savunulmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olacağı, kaldı ki davalı işverence iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğuna dair bir savunma yapılmadığı gibi işçiyi korumaya yönelik düzenlemenin işveren lehine değerlendirilemeyeceği gözetilmeksizin Mahkemece objektif neden bulunmadığı ve iş sözleşmesinin belirli süreli olmadığından bahisle dava konusu bakiye süre ücreti talebinin reddi isabetli olmamıştır.
Her ne kadar Dairemizce, benzer nitelikli davalarda, aksine kararlar verilmiş ise de, konunun yeniden değerlendirilmesi neticesinde, anılan içtihadın değiştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 408. maddesine göre, işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir.
Bu esaslar dairesinde davacının bakiye süre ücret alacağı belirlenmelidir. Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.12.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.