YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13015
KARAR NO : 2017/15781
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu İptali ve Tescil, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak davacılar vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Karşı taraftan … bizzat ve müşterekleri vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 561 ada 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 parseller ile 562 ada 2 ve 20 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak zilyetliğinde iken, taşınmazların satın alınmasına ilişkin görüşmeleri yapmak üzere davalının yetkilendirildiğini, vekil edenleri tarafından 40.000 dolar ödeme yapıldığı halde taşınmazların davalı adına tescil edildiğini açıklayarak dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile eşit hisseler halinde vekil edenleri adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde 1000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 02.04.2015 havale tarihli dilekçesinde 562 ada 2 parsel sayılı taşınmaza yönelik taleplerinden feragat ettiklerini açıklamıştır.Davalı vekili, dava konusu taşınmazların vekil edeninin namı ve hesabına alındığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, dava konusu 562 ada 2 ve 20 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 561 ada 25 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kısmen kabulü ile, fen bilirkişinin 06.04.2015 havale tarihli ek raporuna ekli krokisinde A harfi ile gösterilen 1.235,30 m2’lik kısmın davalı adına olan tapu kaydının davacıların miras hisseleri oranında (toplam 18/32) iptali ile eşit oranda davacılar adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.) İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; dava konusu 561 ada 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar dava dışı …, … ve … adlarına kayıtlı iken 12.6.2012 tarihinde satın alma yoluyla davalı … adına tescil edilmiş, 06.11.2013 tarihinde tevhit işlemi ile 561 ada 25 parsel numarasını almıştır. Davacılar, dava konusu taşınmazların tüm kardeşler (davacılar ve davalı) adına satın alınmasının kararlaştırıldığını buna karşın davalının taşınmazları kendi adına devraldığını iddia etmiş iseler de tanıklar dışında tapu iptali ve tescil talebini gerektirecek herhangi bir belge sunmamış, 05.11.2015 tarihli yargılama oturumunda, davanın ispatı konusunda yemin delilline dayanmayacaklarını bildirmiş olduklarından davalarını ispat edememişlerdir. O halde Mahkemece, tapu iptali ve tescil yönünden davanın reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel Mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,20 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına, peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.