Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/40250 E. 2017/21236 K. 09.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/40250
KARAR NO : 2017/21236
KARAR TARİHİ : 09.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, asıl davada 1,00 TL kıdem tazminatı ile 1,00 TL milli bayram ve 1,00 TL yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davacı, ek davada (davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu ve sadece bakiyesinden davalı … Şirketinin sorumlu tutulduğu miktarlar belirtilmek suretiyle) 8.995,58 TL kıdem tazminatı ile 566,64 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve 924,00 TL yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar, asıl davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …, ek davanın reddini talep etmiş, diğer davalı da ek davayı kabul etmedikleri beyanında bulunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Maddi hata talebi üzerine verilen bozma ilamına uyulan mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, ek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olmasına göre; davalı …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Temyize konu karardan önce davacı vekilinin maddi hata talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince verilen 17.12.2015 tarihli ilamda “Davacı vekili, Dairemizin 8.6.2015 gün ve 2014/21545 – 2015/11347 E – K sayılı Onama kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek, maddi hatanın giderilmesi isteğinde bulunmuştur.
Dairemiz kararında maddi hata yapıldığına dair dilekçede özetle; davalı … Müdürlüğünün hüküm altına alacaklardan diğer davalı şirketle birlikte asıl işveren sıfatı ile sorumlu tutulması gerektiğini Dairemizin bu hususta emsal kararları bulunduğunu belirtilmiştir.
Dosya ve eklerinin yeniden incelenmesinde; Diaremizin emsal kararları ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na 10.6.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanun’un 17.maddesi ile eklenen Ek 7.maddesine nazara alındığında davalıların sorumluluğunun belirlenmesinde hatalı değerlendirme yapıldığı anlaşıldı. Dairemizin anılan kararının maddi hataya dayandığı görülmekle ortadan kaldırılmalı, davacı ve davalı … Madencilik Ltd.Şirketinin 04.11.2014 tarihli karara yönelik temyiz itirazları yeniden incelenmelidir.
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı ve davalı … Mad.Taş.İnş.Tur.Gıda Haz.Yem.Zirai Ür.Öğr.Yurt.Tic.ve San.Ltd.Şirketinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, işçilik ücretlerin geç ödenmesi sebebiyle iş akdinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğini belirterek bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı idare vekili;davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davalı şirket vekili; iş feshinin haklı nedene dayanmadığını beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davalı idare bakımından davanın husumet yokluğundan reddine, davalı şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar 3213 sayılı Maden Kanunu’na 10.6.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanunun 17.maddesi ile eklenen Ek 7.maddesinde maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişelerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödovansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.” hükmünü öngörmüş ise de, davacının çalışma süresinin bir kısmı Maden Kanunundaki değişiklik öncesi dönem olduğundan davalı …. Genel Müdürlüğünün davacının işcilik alacaklarından söz konusu yasal değişikliğe kadar olan dönem bakımından asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerekir. Mahkemenin bu yönü gözetmeden davalı …. Genel Müdürlüğü yönünden davanın redine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bu durum davacı ile davalı şirketin hak alanını ilgilendirdiğinden bozmayı gerektirmiştir.” denilmek suretiyle onama kararının kaldırılmasına ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; bozma sonrasında Mahkemece bozma ilamına uyulduğu, dosyanın önceki bilirkişiye hesap rapor tanzimi için tevdii edildiği, 22.12.2016 tarihli bilirkişi ek raporunun dosyaya sunulduğu, bunun üzerine davacı vekiline ek dava açması için süre verildiği, davacı vekilince 07.04.2017 tarihinde ek dava açtığı ve bu davayla birleştirildiği görülmektedir.
Bozma ilamında açıkça “…davacının çalışma süresinin bir kısmı Maden Kanunundaki değişiklik öncesi dönem olduğundan davalı …. Genel Müdürlüğünün davacının işcilik alacaklarından söz konusu yasal değişikliğe kadar olan dönem bakımından asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerekir.” şeklinde davalı … Müdürlüğünün Maden Kanunundaki değişiklik tarihine kadar asıl işveren olarak sorumlu olduğunun gözetilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen tüm dönem için hesaplanan miktarın tamamından davalı …’nın sorumlu tutulması hatalı olmuştur. Davacı tarafça ek dava dilekçesinde; kıdem tazminatı 8.995,58 TL olarak talep edilirken 3.521,48 TL’sından tüm davalıların müştereken ve müteselsilen, geri kalan 5.474,10 TL’sından sadece davalı … şirketinin sorumlu olması, ulusal bayram ve genel tatil alacağı 566,64 TL olarak talep edilirken 154,15 TL’sından tüm davalıların müştereken ve müteselsilen, geri kalan 411,39 TL’sından sadece davalı … şirketinin sorumlu olması, yıllık izin ücreti alacağından ise sadece … şirketinin sorumlu olmasının talep edildiği görülmektedir. Gerekçeli kararda kıdem tazminatı ve milli bayram alacağı yönünden, “8.996,58-TL net kıdem tazminatı alacağının (3.522,48-TL kıdem tazminatı alacağından davalılar TTK ve … Madencilik Şirketi birlikte sorumlu olmak üzere ) aktin fesih tarihi olan 02/08/2013 tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının net 567,64-TL milli bayram alacağı bulunmakla (155,15-TL milli bayram alacağından davalılar TTK ve … Madencilik Şirketi birlikte sorumlu olmak üzere) 1,00-TL milli bayram alacağının dava tarihi olan 27/08/2013 tarihinden, 566,64-TL milli bayram alacağının ise ek dava tarihi olan 07/04/2017 tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmuştur. Görüleceği üzere, kararın hüküm kısmında her ne kadar TTK ve … Şirketinin birlikte sorumlu olduğu miktarlar belirtilmişse de sonuç itibariyle tüm dönemden TTK’nın da sorumlu olacak şekilde müştereken ve müteselsilen hüküm kurulması hatalıdır. Oysaki, 8.996,58 TL’lik kıdem tazminatı yönünden 3.522,48 TL’sinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu, bakiyesinden sadece davalı … Şirketinin sorumluluğu söz konusudur. Yine, 567,64 TL’lik milli bayram alacağı yönünden 155,15 TL’sinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu, bakiyesinden sadece davalı … Şirketinin sorumluluğu söz konusudur. Ancak, kararın hüküm kısmında kurulan hükmün kuruluş biçimi itibariyle davalı …’nın hükmedilen miktarların tamamından diğer davalı gibi sorumluluğu söz konusu olmuştur.
3-Mahkemece kararda, “Davacı tarafından yapılan ıslahın süresinde olmaması ayrıca Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere Yargıtay bozması sonrası ıslah yapılamayacağından davacı tarafından yapılan ıslah dikkate alınmadan dava ve ek dava birlikte değerlendirilmek suretiyle karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizin iş bu dava dosyası ile birleştirilen … 2. İş Mahkemesinin 2017/326 Esas, 2017/219 Karar sayılı ek dava dosyası ile davacı vekili; 8.995,58 TL kıdem tazminatı, 566,64 TL milli bayram ücreti ve 924,00 TL yıllık izin ücreti alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili tarafından ek davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Davacı tarafından talep edilen kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağı T.B.K. 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, süre aktin fesh edildiği 02/08/2013 tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır süre geçmemiştir. UBGT ücreti alacakları ise dönemsel edim olması gereğince T.B.K. 147/1. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacı tarafından belirsiz alacak davası açılmış olup, bu nedenle HMK.107. maddesi gereğince davacının tüm alacak talepleri yönünden dava açıldığı tarih itibarı ile zamanaşımı kesilmiştir Bu nedenlerle davalı vekilinin zamanaşımı itirazına itibar edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
Her ne kadar asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve mahkeme kararında davacı tarafından belirsiz alacak davası açılmış olduğu belirtilmişse de 29.08.2013 tarihli tenzip zaptının 3. maddesinde mahkemece davanın HMK 109. maddesinde düzenlenen kısmi alacak dava türü olduğuna karar verilmiş, davalılara karşı açılan ek dava da fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla açılmış olup belirsiz alacak davasına ilişkin bir niteleme yapılmamıştır. Diğer yandan, mahkeme kararının hüküm kısmında milli bayram ve yıllık izin ücreti alacağı açısından dava ve ek dava tarihleri ayrı ayrı faiz başlangıç tarihleri olarak kabul edilmiştir. Ek dava dilekçesi davalı …’ya 20.04.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı … vekili 17.04.2017 tarihinde birleştirme kararı verilen ek davaya karşı asıl davada 25.04.2017 havale tarihli beyan dilekçesi ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı yönünden zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Bu durumda, ulusal bayram ve genel tatil alacağı yönünden zamanaşımı def’i dikkate alınmalıdır.
Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde sonuca varılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.