YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20890
KARAR NO : 2017/24878
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … AŞ. vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, asıl işverene ait işyerinde değişen alt işverenler bünyesinde yaya posta dağıtıcısı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, haftada altı gün 08.00-19.00-19.30 saatleri arasında çalıştığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:Davalı … vekili, davalı Kurumun ihale makamı olması sebebiyle davacının alacaklarından sorumlu olmadığını, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını ve alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı … vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalılardan PTT A.Ş.’nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda ihtilaf bulunmaktadır.Fazla çalışma alacağı bulunduğunu iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma alacağının ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmalarının bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre bu çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında, fazla çalışma alacağı ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir.Somut olayda fazla çalışma alacağı konusunda, kendileri de işverene karşı dava açmış olan tanıkların anlatımı ile sonuca gidilmiştir. Fazla çalışma alacağı için sadece işverene dava açan tanıklarla ispat yoluna gidildiğinde bu durumdaki tanıkların beyanını destekleyen başkaca somut deliller veya işin mahiyetinin gerektirdiği durumlar ve yahutta herkesçe bilinecek maddi olguların bulunup bulunmadığının dikkate alınması gerekir. Açıklanan bu durum karşısında işverenle husumetli durumda bulunan tanıklar dışında bir delil bulunmadığından, somut olarak fazla çalışma alacağı ispat edilemediğinden, reddi yerine mahkemece kabulüne kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir.
3-Yıllık izin ücreti alacağının davalılardan tahsili konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Kanunda kullanılan “birlikte sorumluluk” deyiminden, müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.Mahkemece davalı …. ile diğer davalı …Turizm.. Ltd Şti arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu kabul edilerek, davacının bir kısım alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği halde, yıllık izin ücretinin infazda tereddüt yaratacak şekilde ve İş Kanunu’nun 2. maddesine aykırı olarak sadece davalıdan tahsiline karar verilmiş olması hatalıdır. Taraflar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin bir sonucu olarak, davacının yıllık izin ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair karar verilmesi gerekmekte olup, aksi yöndeki kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.