YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13894
KARAR NO : 2014/14317
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı … vekili, dava dışı Baran …’in yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle edindiği para ile davalı … üzerine taşınmaz ve menkuller satın aldığını ileri sürerek dava konusu taşınmaz ile otomobilin davacı adına tescilini ya da 100.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini ve dava konusu mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ihtiyati tedbirin Ümraniye Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2012/18 Değişik iş sayılı dosyası ile kabul edildiği de belirtilerek davalı vekilinin tedbirin kaldırılması yönündeki isteminin reddine karar verilmiş ve bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TBK 19. maddesine dayalı olarak açılmış iptal davasıdır.
HMK’nin geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında istinaf mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar “1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” vurgulandıktan sonra (2) numaralı fıkrada “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” denilerek HUMK’nin uygulanmasına devam edilecek hükümlerine açıklık getirilmiştir.
HUMK’nin uygulanmaya devam edilecek hükümleri, 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. maddelerdir. Buna göre, HUMK’nin 5236 sayılı Kanunla istinafa başvurma imkânı getiren 426/A ve devamı maddeleri, “1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki” ibaresi ile açıkça kapsam dışı bırakılmıştır. Burada uygulanacağı söylenen HUMK’nin anılan 427 ilâ 454. maddeleri, temyiz incelemesinin usulü ve temyize tâbi kararların kapsamını belirlemektedir ve bu kapsam içerisinde, ihtiyati tedbire ilişkin kararlar yoktur. Başka bir ifadeyle, yollama yapılan HUMK’de ihtiyati tedbir kararlarına yönelik temyiz yolu öngörülmemiştir.
Geçici 3. maddenin (3) numaralı fıkrasında ise HMK’de bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun, HMK’ye aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK.nin ” Temyiz edilemeyen kararlar” kenar başlıklı 362.maddesindeki “(I) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:…. (f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar…” şeklindeki hükümden ihtiyati tedbire ilişkin istinaf mahkemesine yapılacak kanun yolu başvurusunda verilecek kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz başvurusunun, söz konusu karara karşı temyiz başvuru imkanı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 27/10/2014 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oybirliği ile karar verildi.