YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19930
KARAR NO : 2017/24706
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalının özellikle üretimi ve ticareti gizli sırlar ve formülasyonlar ile yapılan ve sadece Türkiye’de değil Dünyada da çok az sayıda üretisinin bulunduğu mamüller üreten müvekkili şirkette aralıksız ve kesintisiz olarak 01.10.1992 tarihinden 05.06.2001 tarihine kadar görev yaptığını, işin sırları ve ticari yöntemleri bakımından özellik arzeden bir iş olması, dünyada bu iş ile meşgul işletmenin çok az sayıda işyeri bulunması ve yapılan üretimin satışının Türkiye’de ve Dünyada büyük bir coğrafyaya ulaşmasından dolayı, iş sırlarının korunması adına davalı ile 04.06.2001 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme ile şirketin iştigal konusu olan maddelerin üretimi ve / veya satışı ile ilgili çalışan hiç bir firmada çalışmayacağını danışmanlık yapmayacağını, bilgi ve belge vermeyeceğini kabul ettiğini, davalının rekabet yasağı sözleşmesinin ardından işten kendi isteği ile ayrılarak müvekkili ile aynı faaliyet alanında üretim yapan rakip firmalarda görev alarak rekabet yasağı sözleşmesinde bulunduğu taahhüte aykırı hareket ettiğini belirterek 50.000 USD alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Savunmasının Özeti:
Davalı vekili; davacının ; müvekkilinin davacı işyerinde çalışmakta iken ekonomik kriz sonrası işten çıkartılmak istendiğini, kendisine tazminatlarının ödenmesi şartıyla davaya konu taahhütnamenin imzalatıldığını, bu taahhütnamenin Borçlar Kanunu’nun 349. maddesi gereğince hukuken batıl olduğunu, süre, yer ve konu itibari ile sınırlamanın getirilmediğini işverenin uğradığı zararın bulunmadığını, tüm iş kollarını kapsayan ya da geniş düşünülen sınırlamaların hukukumuzda geçerli sayılmadığını, müvekkilinin davacı işyerinden ayrıldıktan sonra başka firmalarda çalışmaya başladığını, işten ayrılalı ve taahhütnamenin imzalandığı tarihten itibaren 13 sene geçtiğini, bu zaman zarfında müvekkiline hiç bir suretle ihtar ve hukuki bildirim gönderilmediğini, davacı tarafın müvekkilinin çalıştığı, iş kolundaki faaliyetinin yeni öğrenildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, rekabet yasağı sözleşmesinin sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile konu, yer ve esas bakımından geçerli bir sözleşme olduğu, davacı talebinin sözleşmeye aykırılık nedeni ile cezai şartın tahsiline ilişkin olduğu, borçlar kanunu ve 4857 sayılı Kanun’da cezai şarta ilişkin olarak özel bir zamanaşımı süresinin belirtilmediği, zamanaşımına ilişkin özel bir hükmün bulunmadığı hallerde genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, asıl borcun zamanaşımına uğramasının cezai şartında zamanaşımına uğraması sonucunu doğuracağı, cezai şart için zamanaşımının başlangıcının alacağın muaccel olduğu tarih olduğu, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının yasağa aykırı davranış gerçekleştiğinde muaccel hale geleceği, davalının davacı şirketten ayrıldıktan yaklaşık 6 ay sonra 01.12.2001 tarihinde … isimli şirkette çalışmaya başladığı, zamanaşımının bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı bu itibarla 01.12.2001 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 396. maddesi uyarınca “İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.
İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.Keza Türk Borçlar Kanunu’nun 427. maddesi uyarınca “Hizmet buluşları üzerinde işçinin ve işverenin hakları, bunların kazanılması ile diğer sınaî ve fikrî mülkiyet hakları konusunda özel kanun hükümleri uygulanır.Diğer taraftan rekabet yasağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. Bunun nedeni ise rekabet etmemenin sadakat borcunun bir gereği olmasıdır.İş sözleşmesinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu ise, iş sözleşmesinin sonuçlarından olan; işçinin işverene sadakat borcu içinde yer alan alt bir yükümlülüktür. Taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş sözleşmesine konulmasına veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık, taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır (Süzek, S. İş Hukuku,Yenilenmiş 10. Baskı İstanbul 2014, S:344., YHGK. 22.09.2008 gün ve 2008/9-517 E, 2008/566 K. Sayılı ilamından. Aynı atıflar YHGK. ‘nun 21.09.2011 gün ve 2011/9-508 E, 2011/545 K ile Y. HGK. 27.02.2013 gün ve 2012/9-854 E, 2013/392 K. Sayılı ilamlarında da yapılmıştır). İşçi ile işveren arasında rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlıkta, uyuşmazlığın iş mahkemesinde mi yoksa ticari dava sayılarak ticaret mahkemesinde mi görüleceği doktrin ve uygulamada hep tartışma konusu olmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008 (YHGK. 22.09.2008 gün ve 2008/9-517 E, 2008/566 K.) ve 2011 (YHGK. 21.09.2011 gün ve 2011/9-508 E, 2011/545 K ) yıllarında yukarda belirtilen atıflardaki gerekçeleri de belirtmek sureti ile “dava konusu rekabet yasağının dayanağı, işçinin hizmet akdinden kaynaklanan sadakat borcundan kaynaklanmakta olup, hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin iş mahkemesinin görevli olduğu” gerekçesi ile verdiği kararların aksine 2013 yılında bu içtihadından dönerek ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2012 yılındaki kararından etkilenerek (Y. 11. HD. , Direnme ile YHGK. 29.02.2012 gün ve 2011/11-781 E., 2012/109 K. Konu olmuş ve HGK 11. HD.’nin gerekçesine katılmıştır) iş sözleşmesi sona erdikten sonra rekabet etmeme sözleşmesini iş sözleşmesinden ayrı bir sözleşme olarak değerlendirerek, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlığın ticari dava olması neden ile ticaret mahkemesinde görüleceğine karar vermiştir. (YHGK. 27.02.2013 gün ve 2012/9-854 E, 2013/392 K). İşçi ve işveren arasında rekabet yasağına ilişkin “özellikle iş sözleşmesinin feshinden sonra rekabet etmeme yükümlülüğü nedeni ile” doğan uyuşmazlıkta görevli mahkeme konusunda YHGK kararları arasında çelişki olmuştur. Son karar ile iş sözleşmesinin feshinden sonrasına ilişkin rekabet etmeme ile ilgili uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği belirtilerek, önceki istikrarlı kararlardan dönülmüştür.Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile esastan zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davanın reddi isabetsiz olmuştur.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.