YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22227
KARAR NO : 2017/25179
KARAR TARİHİ : 20.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 2002-2004 yılları arasında davalı şirketin … Şantiyesinde, 2004-2011 yılları arasında davalı şirketin… şantiyesinde, 2010 yılında 22 gün … Şantiyesinde ve bir süre de … Şantiyesinde çalıştığını, saati 5,5 USD ücret ile üç öğün yemek ve konaklama davalıya ait olmak üzere çalıştığını, davacının iş akdinin işveren tarafından ücretleri ödenmeden feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının, davalı şirkette çalışmadığını, davacının hiçbir alacağı kalmadığını, hesabın tasfiye edilerek kapandığını, imzalı ibranamenin bulunduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının yabancı kur üzerinden talepte bulunamayacağını, faiz döviz faizi olması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; davalı şirket ile davacının yurt dışında çalıştırıldığı şirketler arasında organik bağ olduğu, 02/07/2002-05/08/2003 tarihleri arasındaki birinci dönem ve 16/09/2003-11/01/2005 tarihleri arasındaki ikinci dönemin tasfiye edildiği, Davacının 27/07/2005-17/06/2010 tarihleri arasındaki çalışması için kıdem tazminatına esas olarak 16.607,81… …ödeme yapıldığı, ödemenin avans niteliğinde olduğu, davacının en son 02/12/2010-23/12/2010 tarihleri arasında çalıştığı, bu döneme ait çalışması karşılığı davacıya 6.570,33 … kıdem tazminatı ödendiği, 21 günlük çalışma için kıdem tazminatı ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının toplam hizmet süresinin 5 yıl, 4 ay, 11 gün olduğu, davacı tarafından yapılan hizmetlerin zincirleme ve iş akdinin belirsiz süreli olduğu, iş akdinin işveren tarafından sona erdirildiği, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı olarak bir kısım ödemeler yapıldığı, davacının saat başı ücretinin 5,5 dolar olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının aralıklı çalışmalarının kıdem tazminatına esas sürenin tespitinde nazara alınıp alınmayacağı ve davacıya dava konusu alacaklar ile ilgili ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi uyarınca halen yürürlüğü devam eden mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik iş yerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Ancak, aynı işverene ait bir ya da değişik iş yerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli sebeplerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, iş yeri ya da iş yerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar kanuni faiziyle birlikte mahsup edilmelidir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır.Somut olayda, davacının davalı işverene ait iş yerlerinde aralıklarla çalıştığı dosya kapsamı itibariyle sabittir. Davalı vekilince dosyaya yabancı dilde hazırlanmış ibranameler, yine yabancı dilde hazırlanmış imzalı makbuzlar ve tercümeleri sunulmuş, ibranamelerin üzerinde yazılı miktarda kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödendiği savunulmuştur. Alınan bilirkişi raporunda kıdem tazminatına ilişkin 16.607,81… ile yapılan ödeme ve yıllık izin alacağına ilişkin 2.840,63 … ile yapılan ödeme davacının alacaklarından mahsup edilmiş ancak 6.570,33 … ile yapılan ödeme mahsup edilmemiştir. Bu ödemeye ilişkin 23.12.2010 tarihli belgede davacının imzası bulunmakta olup “fazla mesai, bayram ve hafta tatili ücretlerimi, senelik izinlerimi, kıdem ve ihbar tazminatlarımın tamamını noksansız aldım” şeklinde beyan, “6570,33 …’nin (2010 Aralık Ayı istihkakı) ödenmesi ve teslimi karşılığında…” ibare yer almaktadır. 02.12.2010 tarihli sözleşmede davacının aylık ücreti 6500 … olarak belirlenmiş, davacı 21 gün çalışmasına rağmen 6570,33 … ödenmiştir. Davacıya Aralık 2010 dönemi çalışması karşılığı ile belgede yazılı alacaklarının birlikte ödendiği anlaşılmaktadır.İşçinin imzasını taşıyan, fesihten sonra düzenlenen ve savunma ile çelişmeyen, davaya konu hakların sayıldığı ibranamelere değer verilmeli, salt miktar içermemiş oluşu ibranamenin geçersizliği sonucunu doğurmamalıdır. Miktar içeren ibranameler ise makbuz olarak değerlendirilmelidir. Tarafların ödeme belgelerine ilişkin itirazları ve davalının ödeme savunması ile ilgili belgelerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının son ücreti hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya … üzerinden ödenen ücret miktarı, … Dolarına çevrilerek ihbar tazminatı alacağı tutarı hesaplanmış, mahkemece de … Doları üzerinden ihbar tazminatı hüküm altına alınmıştır.Dosya kapsamına ve 02.12.2010 tarihli sözleşmeye göre, davacının son ücretinin, … olarak belirlendiği sabittir. Eldeki davaya uygulanacak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 83. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiilî ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir” hükmü düzenlenmiş olup, davacı, … ve Türk Lirası arasında tercih hakkına sahiptir. Alacağının … Doları üzerinden hükme bağlanması talebi yerinde değildir. Bu halde, davacı taraftan, … ve Türk Lirası arasında tercih hakkını kullanması istenilmeli ve neticeye göre sonuca gidilmelidir. Mahkemece, anılan kanun hükmü gözardı edilerek, ihbar tazminatı alacağının … Doları üzerinden hükme bağlanması hatalıdır.
Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.