YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21327
KARAR NO : 2017/14307
KARAR TARİHİ : 27.09.2017
MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili 07/01/2016 havale tarihli dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı işverene ait iş yerinde … … Bankası … Bankacılık Üssünde 10/06/2015 tarihinden beri kesintisiz ve devamlı olarak bir hizmet akdi ile çalışmak iken … 1.Noterliğinin 67068 yevmiye numarası 08 Aralık 2015 ihtarnamesi ile iş akdini haksız ve yasal dayanaktan yoksun bir şekilde sonlandırıldığını, müvekkilinin kendisinden beklenen performansı göstermediğinden ve çalışma koşullarına uyum sağlayamadığından fesih edildiğinin konu edildiğini, müvekkili işverenin talimatlarına uygun olarak özveriyle çalışmasına karşılık iş akdini sonlandırılacağı bilgisi kendisine basit bir fesih bildirimi yoluyla ve açık geçerli bir sebep belirtilmeden yapıldığını, davalı tarafından yapılan fesih her yönüyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, işveren tarafından yapılan fesih bildirimi yazılı olmak ve fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, feshin geçerli bir sebebe dayanmadığını, işçinin savunması alınmadığını, işten çıkarma işlemi son çare olarak değerlendirilmediğini, işten çıkarmadan önce diğer seçenekleri düşünmesi gerektiğini, işverenin eşit davranma yükümlülüğüne uygun davranması gerektiğini, altı aylık kıdeminin dolmasına iki gün kala iş akdini feshettiğini, bu işlemin açıkça hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, belirterek; feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, boşta geçen sürelere ait en çok 4 aya kadar olan ücret ve işçilik haklarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminatın 8 aylık brüt ücret olarak belirlenmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili 29.01.2016 havale tarihli cevap dilekçesi ile; davanın süresi içinde açılmamış olması halinde, işbu davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, 4857 sayılı iş kanunun 18. maddesinin 1. fıkrası uyarınca en az altı aylık kıdemi olan işçi işe iade için dava açabileceğini, davacının 10/06/2015 tarihinde işe başladığını, 08/12/2015 tarihinde iş sözleşmesi feshedildiğini, iş kanunun 20. Maddesi gereğince fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir aylık hak düşürücü içerisinde açılmaması halinde, öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davalı işverenin 4857 sayılı iş kanunun 25. Maddesi gereğince davalının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, kanunda iş akdinin performans nedeniyle düşüklüğü sebebiyle fesih usulü açıkça belirtildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde feshin geçerli bir nedene dayanmadığı ve davacının savunmasının alınmadığı iddialarının da tamamen gerçekten uzak ve mesnetsiz olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı süresi içerisinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında işe iade davasının şartlarından olan 6 aylık kıdem koşulunun gerçekleşip, gerçekleşmediği uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildirimin yapıldığı tarihte aynı işverene ait işyeri veya iş yerlerinde fasılalı da olsa iş ilişkisine dayalı kıdeminin en az altı ay olması gerekir.
İşçinin 6 aylık kıdem hesabına deneme ve askıda kalan süreler de dahil edilir. Başka bir anlatımla bu hesapta fiili çalışma süreleri mutlak olarak aranmaz. Aynı Kanunun 66’ncı maddesinde belirtilen çalışma süresinden sayılan haller altı aylık kıdemin sayılmasında dikkate alınacaktır. İşçinin feshe karşı koruyan hükümlerden yararlanabilmesi için, altı aylık kıdem süresini aynı işveren nezdinde iş sözleşmesine dayanan iş ilişkisi içerisinde geçirmiş olması zorunludur.
Altı aylık süre zarfında iş sözleşmesinin feshinde 18’nci maddede düzenlenen geçerli sebepler aranmaz.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesi ile altı aylık sürenin kısaltılması ya da tamamen kaldırılması mümkündür. Çünkü bu hüküm nisbi emredicidir. Söz konusu sürenin, işverenin bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda 17’nci maddedeki ihbar süreleri ile doldurulması mümkün değildir.
Kanunda kıdemin esas alındığı haklarda, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izinlerde kıdem başlangıcı için, iş sözleşmesinin yapıldığı tarih değil; işçinin eylemli olarak işe başladığı tarih göz önünde tutulduğu için iş güvencesine ilişkin kıdemin başlangıcında da işe başlama tarihinin dikkate alınması uygun olacaktır. İşverenin işi kabulde temerrüde düşmesi veya işçinin hastalanması, kıdem süresinin başlangıcını engellemez, kıdem işlemeye başlar. Ancak, işçi, kusuruyla işe geç başlarsa, fiilen işe başladığı tarih, altı aylık sürenin başlangıcı olarak kabul edilmelidir.
Kanun altı aylık kıdemi olan işçilerin iş güvencesinden yararlanacaklarını öngördüğüne göre, bu sürenin fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarihte doldurulmuş olması şarttır. Sürenin bildirim önelleri sonunda dolacak olması, güvenceden yararlanabilmek için yeterli değildir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir. (05.05.2008 gün ve 2007/33471Esas, 2008/11128 Karar sayılı ilamımız).
Bu sürenin tamamı iş sözleşmesine dayalı olarak geçirilmiş olmalıdır. Bu açıdan, Kanun’daki aylık kıdem şartını, “altı aylık işçilik kıdemi” şekilde anlamak gerekir. Bu nedenle işçinin iş ilişkisinden önce işverenle vekalet, ortaklık ilişkilerindeki süreler bu sürenin hesabında dikkate alınmamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin iş yerinde 10.06.2015 tarihinde çalışmaya başladığı, işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğinin davacıya 07.12.2015 tarihinde bildirildiği, işçinin fesih bildirimini almadığı, bunun üzerine fesih bildiriminin 08.12.2015 tarihinde noter aracılığı ile de gönderildiği, davacının dava dilekçesinde iş akdinin fesih tarihinin 08.12.2015 olduğunu kabul ve beyan ettiği, buna göre 10.06.2015 tarihinde çalışmaya başlayan davacının 07.12.2015 fesih tarihi itibarı ile kıdeminin 6 ayı doldurmadığı ve bu nedenle iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı anlaşıldığından davanın reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Peşin harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL. karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5. Davalı vekil ile temsil edildiğinden,karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. sine göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 27.09.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.