Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/22808 E. 2017/27904 K. 06.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22808
KARAR NO : 2017/27904
KARAR TARİHİ : 06.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak 1988 yılında mevsimlik işçi olarak çalışmaya başladığını ve işe girdiği tarihten itibaren …Sendikasına üye olduğunu, müvekkilinin köylere ve şehirlere yol, su ve … götürülmesine ilişkin alt yapı hizmetlerinde her yıl mevsimlik işçi olarak çalıştığını, 02.02.2001 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilerek bu tarihten itibaren sürekli işçi statüsünde makine şoförü pozisyonunda çalışmaya devam ettiğini, 14.09.2012 tarihinde … Alt Yapı Hizmetleri Daire Başkanlığı’ndan emekli olduğunu, mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemde yıllık izin kullandırılmadığını, yılda 11 ayı aşan çalışmaları karşılığında izin hakkının bulunduğunun kabulü ile emekli olduğu tarihte muaccel hale gelen yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı sürelerde izin hakkından faydalanamayacağını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Davacının yıllık izin ücreti alacağından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Değinilen Kanun’un 120. maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Kanun’un 14, maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir.
Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsuru olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir.
Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.
4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir.
İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez.
İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir.
Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı mevsimlik işçi olarak Köy Hizmetleri’nde çalışırken 2001 yılından itibaren kadrolu işçi olarak çalışmaya başlamış, 12.11.2012 tarihli 6360 sayılı Kanun ile … …, Büyükşehir Belediyesi’ne devrolmuş ancak davacı devir öncesi 14.09.2012 tarihinde emekli olmuştur.
Dosya kapsamında … … İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı tarafından sunulan 04.09.2013 tarihli dilekçede davacının 21.11.2011 tarihinde Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü’ne naklen atandığına ilişkin yazı, … tarafından davacının yaşılılık aylığına hak kazandığı tarihe ilişkin Karayolları 45 Şube Şefliği’ne hitaben yazılan dilekçe ile davacı vekilince temyize cevap dilekçesi adı altında sunulan ve müvekkilinin emekli olmadan önce çalıştığı kurumun … Müdürlüğü olduğuna ilişkin yazı bulunduğu dikkate alındığında; mahkemece yıllık izin ücreti talebi açısından sorumluluğun tespitinin belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının emekli olmadan önce son çalıştığı kurumun … Müdürlüğü olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, husumetin tespiti açısından yapılacak araştırma sonucunda davacının en son davalı Belediyede çalıştığının anlaşılması karşısında dava konusu talep açısından hüküm tesisine gidilmeli, aksi halde davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi yönünde hüküm tesis edilmelidir. Eksik araştırmayla yazılı şekilde davanın kabulüne gidilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06/12/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.