Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/16878 E. 2017/17691 K. 28.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16878
KARAR NO : 2017/17691
KARAR TARİHİ : 28.12.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3.kişi vekili, evinde bulunan ve kendisine ait olan sera kazanının haczedildiğini, kazanın borçlu ile ilgisinin olmadığını açıklayarak davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; hacze konu sera kazanının davacı 3.kişinin elinde bulunduğu, 3.kişinin adresinde haczedildiği, malın borçluya ait olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle, davacı vekilinin dava dilekçesinde delil olarak ileri sürdüğü faturanın dip koçanı ile borçlu şirketin tutması zorunlu ticari defterleri getirtilerek makine mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak sureti ile haczedilen mahcuzun davacının dayandığı faturada belirtilen makine olup olmadığı, bu faturanın borçlunun ticari defterlerine işlenip işlenmediği, işlenmişse bu defterlerin usulune uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı, borçlu şirket ile davacı 3.kişi arasında devam eden cari ilişki olup olmadığı, kayıtlara göre borçlu şirketin davacı 3.kişiye borcu olup olmadığı hususlarının yapılan ödemeler ve vergi kayıtları da dikkate alınarak açıklığa kavuşturulması ile borçlu ile 3.kişi arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesi, öte yandan, davalı alacaklı vekili verdiği cevap dilekçesi ile birlikte delil listesi sunduğu ve tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerinin daha sonra bildirileceği belirtildiğine göre, davalı alacaklı tarafa tanıkları varsa isim ve adreslerini bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi; bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacaklarına karar verileceğinin ihtar edilmesi,tanık isim ve adreslerinin bildirilmesi halinde bildirilen tanıkların 6100 sayılı HMK’nun 234. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca dinlenip diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.