Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/23333 E. 2017/28468 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23333
KARAR NO : 2017/28468
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davacının 03.04.2011-06.10.2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde tır şoförü olarak çalıştığını, son net ücretinin 1.200,00 TL olduğunu, aylık ortalama 800,00 TL harcırah ödemesi yapıldığını, iş sözleşmesinin işverence haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini, işyerinde haftanın 7 günü çalışma yapıldığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek ödenmeyen alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, takometre kayıtlarını kabul etmediklerini, puantaj kayıtlarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil alacağının bulunmadığını, ayrıca alacakların zamanaşımına uğradığını ve takas mahsup def’i ileri sürdüklerini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma alacağı bulunduğunu iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma alacağının ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmalarının bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre bu çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 15.06.2013-05.10.2013 dönemi için dosyada mevcut takometre kayıtları esas alınarak hesaplama yapıldığı, ancak herhangi bir kayıt bulunmayan 03.04.2011-15.06.2013 dönemi için, takometre kayıtları bulunan dönemin ortalaması alınıp kıyasen uygulanmak suretiyle haftada 5,5 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilerek buna göre hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, takometre kayıtlarının kıyasen değerlendirilmesi suretiyle fazla çalışma hesaplanması hatalıdır. Diğer taraftan, davacı tanıklarından Mustafa ile Salih’in işveren aleyhine dava açtığı, diğer tanık Adnan’ın ise davacının haftanın 7 günü neredeyse 24 saat çalıştığına dair soyut beyanı dikkate alındığında, bu beyanlara itibar edilemeyeceği de açıktır. Bu itibarla, davacının 03.04.2011-15.06.2013 döneminde fazla çalışma yaptığını ispat edemediği göz önüne alınarak bu döneme ilişkin fazla çalışma alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3-Bir diğer uyuşmazlık fazla çalışma alacağının hesaplanması noktasındadır.
İşçiye, asgari ücretin yanı sıra, kilometre başına harcırah adı altında prim ödemesi yapıldığı sabittir. Ücretin garanti ücret üzerine, yapılan işe göre ilave ücret veya prim olarak belirlendiği hallerde, temel ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi gereklidir. Bu halde, işçiye, kilometre başına yapılan prim ödemesi de, temel ücretten sayılmalıdır. Anılan sebeple, davacı işçinin temel ücreti, asgari ücret ve prim toplamıdır.
Ne var ki, işçiye, garanti ücrete ilaveten, parça başına, satışa, sefer başına ya da kilometreye bağlı olarak prim ödemesi usulünun öngörüldüğü çalışma biçimlerinde, fazla çalışma ücretinin zamsız kısmının prim içerisinde kaldığı kabul edilmelidir. Bu halde, fazla çalışma ücreti hesaplamasında, temel ücretin, garanti ücret kısmı ile prim kısmı birbirinden ayrılmalı; prim miktarı üzerinden ödenmesi gereken fazla çalışma ücretinin belirlenmesinde, sadece zam nispeti üzerinden (0,5 çarpanıyla) hesaplama yapılarak sonuca gidilmeli; garanti ücret üzerinden hesaplanacak fazla çalışma ücreti kısmında ise normal şekilde (1,5 çarpanıyla) hesaplama yapılmalıdır.
Somut olayda, davacının garanti (sabit) ücreti ile sefer priminin toplamı üzerinden (1,5 çarpanıyla) fazla çalışma ücreti hesaplanmış olup; bu hesaplama şekli hatalıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde hesaplama yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.