YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12229
KARAR NO : 2017/15799
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, borçlu aleyhine başlatılan takip dosyası üzerinden kendilerine haciz müzekkeresi gönderildiğini, haciz müzekkeresine yasal süresinde cevap verilerek, borçluya ait hesaplarda bulunan paranın, müvekkili bankaya olan borcu nedeniyle takas, mahsup ve rehin haklarına istinaden kendi alacaklarına mahsup edileceğinin, borçlunun kendileri nezdinde başkaca bir hak ve alacağı olmadığından geri kalan hususlara itiraz edildiğinin bildirildiğini, bunun üzerine mahkemece kendilerine istihkak davası açılması için süre verildiğini belirterek istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı alacaklı vekili, haciz tatbik edilen hesabın vadesiz hesap olduğunu, hesaplarda bir bloke olmadığını, davacının ileride doğması muhtemel alacakları için rehin hakkını kullanamayacağını, sürekli para yatırılan ve çekilen hesaplarda rehin hakkının kullanılmasının mümkün olmadığını, davacının iddiasının müşterisi olan borçluyu korumaya yönelik olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, takip borçlusunun rehinli olduğu iddia edilen hesaplarında davacı tarafından haciz tarihinden önce ve sonra hesap hareketlerinin sürdürüldüğünün tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.6100 sayılı HMK’nun 140/5. maddesi “Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir” hükmünü, aynı Kanun’un 322. maddesinin 1. bendi ise “Bu kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hallerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanr.” hükmünü taşımaktadır.
Temyize konu dava dosyasında, davacı 3. kişi vekili, 28.10.2014 tarihli dava dilekçesi içeriğinde takip borçlusuyla yapılan Genel Kredi sözleşmesine ve yine borçlu şirketle imzalanan “Ticari Kredi Uygulamasına İlişkin Nakit Blokaj Mevduat Hesap Rehin Sözleşmesi”ne dayanmıştır. Ancak temyize konu kararın verildiği 29.01.2015 tarihli ilk celsede ise dava dilekçesinde belirtilmesine rağmen davacının sunmadığı delilleri sunması için kendisine süre verilmediği ve HMK’nun 140/5. maddesinin dava konusu olayda uygulanmadığı görülmüştür.
Bu sebeple, Mahkemece yapılması gereken iş, davacının dava dilekçesinde dayandığı delilleri sunması için süre ve imkan verilmesi, davacı tarafından, dayanılan bilgi ve belgelerin sunulması durumunda öncelikle üçüncü kişi Banka’dan, davalı borçlu şirket ile Banka arasında imzalanan sözleşmelere ilişkin ödeme planının ve varsa tahsilât makbuzlarının getirtilip, haciz müzekkeresinin davalı Banka’ya tebliğ edildiği tarih itibarı ile Banka’ya olan borcun varlığını koruyup korumadığı, borç var ise ne kadar olduğu, Bankanın herhangi bir riskinin olup olmadığı, varsa miktarının belirlenmesi, dosyadaki diğer deliller gözetilerek Banka hesap işleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.