Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/22395 E. 2017/22011 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22395
KARAR NO : 2017/22011
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Tüm sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ayrıca sanık …, …, … açısından özel belgede sahtecilik suçlarından; beraat
Sanıklar … ve … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan; hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan; TCK’nın 207, 211, 62, 53, 58 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Sanık … ve … hakkında; 207/1, 43, 62, 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet

Sanıklardan … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyete ve diğer sanıklardan …, …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraate ilişkin hükümler o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından; tüm sanıklar hakkında verilen beraat ve mahkumiyet hükümleri ise katılan vekili tarafından, ayrıca sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmü ise sanık … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklardan …’in yetkilisi, aynı zamanda diğer sanık … ile ortağı olduğu …… Limited Şirketi tarafından gerçek bir ürün alımı olmadığı halde, çiftçilik yapan sanıklar …’a, …’e, …’ya, …’a, … ‘a para karşılığı sahte borsa tescilli müstahsil makbuzu ve ekli borsa listesinin 2011 yılında hububat ve baklagil fark ödeme desteğini alabilmeleri için verildiği, sanıklardan … ve …’in beyanına göre onların yaptığı bu sahte makbuz alımına sanık …’ın aracılık ederek iştirakta bulunduğu ve sanıkların böylece üzerilerine atılı suçları işledikleri iddia edilen olayda;
1)Sanıklar … ve … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik olarak yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2)Sanıklar Kemalettin, …, …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraate ilişkin hükümlere, sanıklar; …, …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından beraate ilişkin hükümlere yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklardan Kemal’in şirkette yüzde bir oranında hissesi olmasına rağmen aktif olarak şirket işleri ile uğraşmadığına ve şirketten haberdar olmadığına dair savunması , diğer sanık …’in çiftçilere verilen belgeleri kendisinin tanzim ettiğine ilişkin beyanı , oluş ve tüm dosya kapsamına göre sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu açısından verilen berat hükmünde ve çiftçilikle uğraşan diğer sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında dosya kapsamındaki bilirkişi raporu, keşif, tanık beyanları ve sanıkların savunmaları birlikte değerlendirildiğinde gerçek ekimlerin olması ile bunlara iştirak ettiği iddia olunan şirket yetkilisi sanık …’in diğer sanıkların sahte belgelerle destekleme parası almaları karşılığında komisyon aldığına dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir ve bu sebeplerle …, …, … ve … açısından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, beraat hükümlerinin kanuna aykırı olduğuna ve eylemlerin suç teşkil ettiğine ilişkin, temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3)Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne, diğer sanıklar … ve … hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a)Sanıklardan Kemalettin ve … hakkında özel belgede sahtecilik suçu açısından;
Sanıklardan Kemal’in şirkette yüzde bir oranında hissesi olmasına rağmen aktif olarak şirket işleri ile uğraşmadığına ve şirketten haberdar olmadığına dair savunması , diğer sanık …’in çiftçilere verilen belgeleri kendisinin tanzim ettiğine ilişkin beyanı , oluş ve tüm dosya kapsamına göre sanık … hakkında atılı suça iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmaması nedeniyle beraat hükmü verilmesi gerekirken, ayrıca sanık …’ın diğer sanıklar … ve …’in komisyon karşılığı sahte müstahsil makbuzu almasına aracılık ettiği iddia olunsa da; sanığın inkar içerikli savunmaları, oluş ve diğer delillere göre atılı suçun kast unsurunun mevcut olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığından beraat hükmü verilmesi gerekirken her iki sanık hakkında iştirak ettiklarinden bahisle mahkumiyet hükümleri verilmesi,
b)Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçu açısından;
Sanığın çiftçilerin sahte belgelerle doğrudan gelir desteği elde etmeleri karşılığında onlara iştirak ederek komisyon aldığına dair delil bulunmaması nedeniyle eyleminin bir bütün halinde 213 sayılı Kanuna muhalefet suçunu oluşturduğu ve UYAP’tan yapılan araştırmada Ankara (Batı) 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/93 Esas Numarası’nda 213 sayılı Kanuna muhalefet suçundan yargılamasının bulunması karşısında; sahtecilik suçu yönünden; TCK’nın 44. maddesi gereğince ayrıca ceza verilemeyeceği cihetle, söz konusu dosyanın kesinleşmemiş ise birleştirilmesi, kesinleşmiş ise onaylı örneğinin temin edilip incelenmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken isabetsiz gerekçelerle mahkumiyet hükmü verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının, katılan vekilinin ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.