YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/14443
KARAR NO : 2017/26091
KARAR TARİHİ : 06.12.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1- Nitelikli dolandırıcılık suçundan 158/1-f son, 62/1, 52/2, 53, 58. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Resmi belgede sahtecilik suçundan 204/1,62/1,53,58. maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğu ve sanığın 17/10/2016 ve sanık müdafiinin 18/10/2016 tarihli dilekçeleri ile eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulundukları anlaşıldığından, mahkemenin 19/10/2016 tarih ve 2014/404-2016/176 sayılı ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanığın sorgusunda bildirdiği adresine çıkarılan tebligatın, adreste tanınmadığından bahisle tebliğ edilememesi üzerine, MERNİS ortamında kayıtlı olan adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ işleminin yapılması gerekirken, aynı kanunun 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
23/12/2010 keşide tarihli 23.500 TL meblağlı sahteliği bilinen çekin; hakkında düşme hükmü verilen … ve sanık … tarafından inşaat malzemesi ve petrol karşılığında müşteki …’ya verildiği, … tarafından ciro edilerek İbrahim Kadir Arslan’a verilen çekin bankaya ibrazında sahteliğinin ortaya çıktığının iddia edildiği olayda;
Suça konu çekin sahte olduğu ve ticari ilişki karşılığında katılana verilip haksız menfaat temin edildiği hususlarının dosya kapsamı itibarıyla sübut bulduğu anlaşıldığından, sonuca etkili olmayacağından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde,
Katılan ve tanık beyanları, oluş ve dosya kapsamına göre sanığın sabit olan eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA;
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Katılan ve tanık beyanları, oluş ve dosya kapsamına göre sanığın sabit olan eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ve sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (i) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması suretiyle, 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinde öngörülen adli para cezası yerine çektirilecek hapis cezası süresinin belirlenmesi açısından, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; adli para cezasının uygulanmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkralarından tamamen çıkartılarak, yerine, “Haksız menfaat miktarına göre sanığın 235 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62/1 maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 195 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 39.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06/12/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.