Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/18579 E. 2017/15718 K. 29.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/18579
KARAR NO : 2017/15718
KARAR TARİHİ : 29.11.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Dosyada mevcut temyiz dilekçelerinin incelenmesinde, sanık … müdafiin sadece sanık sıfatı ile temyize geldiği, katılan sanık … müdafiin ise katılan sanık sıfatı ile kurulan hükümlerin tamamını temyiz ettiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık … hakkında katılan …’e karşı hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanık ve sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; sanık ve katılan arasında önceye dayalı husumetin bulunmadığı, olay günü kahvehanede oyun oynanırken tartışma çıktığı, katılanın eliyle sanığa vurarak BTM ile giderilebilir şekilde yaralaması üzerine
tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve kahvehane dışında da kavganın devam ettiği, karşılıklı küfürleşme ve yumruklaşmanın yaşandığı olay sırasında, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunması ve bunu doğrulayan tanık Murat’ın mahkeme aşamasında alınan yeminli anlatımları doğrultusunda, katılanın ele geçmeyen ancak kuru sıkı olduğu değerlendirilen tabanca ile tanık beyanına göre yaklaşık 5 metre mesafeden yaklaşık 3 kez ateş ettiği, bunun üzerine sanığın üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartarak katılana savurduğu ve Kırıkkale Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporuna göre; alın bölgesinde künt travma ile husulü mümkün cilt sıyrığı, sol kol arka kısmında cilt seviyesinde olduğu değerlendirilen kesici delici alet yarası ve sol böğür bölgesinde bir adet kesici delici alet yaralanması olmak üzere toplam 3 adet yara olacak şekilde yaraladığı, bunlardan alın ve sol kol arka kısmında yer alan yaralanmaların yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, sol böğür bölgesindeki yaralanmanın ise diafragma, dalak ve sol böbreğinin yaralanmasına, iç kanama geçirmesine ve splenektomi (dalağın alınması) nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olduğu olayda; her ne kadar sanık, katılanı bu kavga sırasında alnında, kolunda ve karnında toplam 3 darbe olacak şekilde yaralamış ise de; bunlardan yalnızca bir tanesinin hayati tehlikeye neden olduğunun adli tıp raporu ile tespit edildiği; olay günü alkolün de etkisi ile ani bir şekilde gelişen olayda, taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek herhangi bir husumetin bulunmadığı, sanığın bıçak darbelerine devam etme ve eylemini tamamlama imkanı varken, çevreden engelleyici bir müdahale olmadan bıçakla yaralama eylemine kendiliğinden son vererek kaçtığı da gözetildiğinde, sanığın eylemin kasten yaralama olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; sanık ve katılan arasında önceye dayalı husumetin bulunmadığı, olay günü kahvehanede oyun oynanırken tartışma çıktığı, katılanın eliyle sanığa vurarak BTM ile giderilebilir şekilde yaralaması üzerine tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve kahvehane dışında da kavganın devam ettiği, karşılıklı küfürleşme ve yumruklaşmanın yaşandığı olay sırasında, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunması ve bunu doğrulayan tanık Murat’ın mahkeme aşamasında alınan yeminli anlatımları doğrultusunda, katılanın ele geçmeyen ancak kuru sıkı olduğu değerlendirilen tabanca ile tanık beyanına göre yaklaşık 5 metre mesafeden 2-3 kez ateş ettiği, bunun üzerine sanığın üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartarak katılana savurduğu ve adli raporda belirtildiği şekilde yaraladığı olayda, kavgayı başlatan ilk haksız hareketin katılandan geldiği ve kavga sırasında da yine katılanın kuru sıkı olduğu değerlendirilen silahla ateş etmesi üzerine, sanığın bıçakla katılanı yaraladığının anlaşılması karşısında, TCK’nin 29. maddesi gereğince haksız tahrik oluşturan davranışların ulaştığı boyut da dikkate alınarak, TCK’nin 3. maddesinde belirtilen cezada orantılılık ve hakkaniyete uygun şekilde daha fazla oranda haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde (3/10) oranında indirim yapılması,
b) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
c) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e. maddeleri uyarınca hükmolunan “4 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 87/2-b. maddesi gereğince iki kat artırım yapılması ve buna göre “12 yıl 18 ay” hapis cezası üzerinden TCK’nin 29. ve 62. maddelerinin uygulanması suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın cezasının 87/2-b-son maddesi gereğince “10 yıl” hapis cezasına çıkartılması ve diğer indirim maddelerinin bu ceza miktarı üzerinden uygulanması suretiyle hatalı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.