YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3092
KARAR NO : 2017/15723
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Galle Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne, ek karar ile tavzih kararının kaldırılmasına karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vakıf vekili tarafından, duruşmasız olarak ise … vekili ile ek karara yönelik davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı mülhak vekili Avukat … ve karşı taraftan davacılar vekili Avukat … ve Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde; davacıların …’da kurulu … (…) Vakfı’nın (942 H. -1535 M.) vakıf evladı oldukları ile galleye müstehak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmesi istenmiş, Mahkemece davanın kabulü ile davacıların…Vakfı’nın vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiş, galle fazlasına müstehik vakıf evlatları oldukları yönünde olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamış, tavzih kararı adı altında galle fazlası ile tevliyete ehil evlat oldukları hükme eklenmiş, itiraz sonucu ise daha sonra hükme eklenen kısımların kaldırılmasına karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vakıf ile … vekilleri tarafından, tavzih kararının kaldırılmasına dair 16.06.2016 tarihli ek karar yönünden ise davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. İddianın ileri sürülüş şekline göre dava; davacıların mülhak vakıf olan …’da kurulu … (…) Vakfı’nın (942 H. -1535 M.) vakıf evladı oldukları ile galleye müstehak vakıf evladı olduklarının tespiti istemine ilişkindir.Mahkemenin ek karar ile hükme eklediği ve daha sonra itiraz üzerine kaldırdığı hükümdeki maddi hataların tashihi (düzeltimi) ve tavzih üzerinde kısaca durmak gerekirse; hükümlerin tashihi (düzeltilmesi) 6100 sayılı HMK’nun 304. maddesinde, hükümlerin tavzihi ise aynı Yasa’nın 305. maddesinde düzenlenmiştir.
Hükümlerin tashihi, mahkemece res’en veya taraflarından birinin talebi üzerine hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilebilmesine dair bir yoldur. Maddi hata düzeltimi ile hükmü veren mahkeme, sadece yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilebilir.Hükümlerin tavzihi ise, hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar ihtiva etmesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur.
Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanması veya tereddüt veya aykırılığın giderilmesini kararı veren mahkemeden isteyebilirler.Yukarıda belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması istenebilir. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça, verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hâkim burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir.Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması bakımından tavzih yoluna gidilemez. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir (YHGK.’nun 14.6.1967 gün ve 1967/9–462 Esas 300 Karar sayılı ilamı).
Hâkim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu kararına ekleyemeyeceği gibi, hüküm verirken unuttuğu vekâlet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dâhil edemez. Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice; tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, cilt 5, Altıncı Baskı şehir 2001 cilt 5, s. 5270 vd.).
Esas hükme yönelik (mahkemenin 14.04.2016 tarihli kararı) temyiz incelemesine gelince; Anayasanın 141. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen anayasal ve kanuni düzenlemeler gereğince, hakimin, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılarak değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların vakıf evladı ve vakıf gelirinden istifadeye sahip olduklarının (galleye müstehik) tespitine karar verilmesi istenmiştir. Yani dava dilekçesinde iki ayrı talep mevcut olup ilki; davacıların vakıf evladı olduklarının tespiti, ikincisi ise; davacıların vakfın galle fazlasını almaya müstehak vakıf evladı olduklarının tespitidir. Tevliyete dair dava dilekçesinde herhangi bir istem mevcut değildir.
Mahkeme kararının gerekçe kısmında; “…davacıların batın şartının gerçekleştiği ve davalı vakfın evladı ve galleye fazlasını almaya hak kazandıkları kanaatine varılmış ve davacılar tarafından açılan davanın kabulü ile davacılarınnın… Vakfının tevliyete ehil ve galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar vermek gerekmiş…” şeklinde gerekçe yazılmasına rağmen hüküm fıkrasında ise; davanın kabulü ile davacıların … Vakfının evlatları olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bu şekilde dava dilekçesindeki istem, mahkeme kararının hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki meydana getirilmiştir.
Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine yönelik Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. Mahkemece hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verildiği anlaşıldığından HMK’nın 298/2. maddesine aykırı kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Temyiz isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine 28.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.