Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/22806 E. 2017/27902 K. 06.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22806
KARAR NO : 2017/27902
KARAR TARİHİ : 06.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş akdini haklı nedenle tek taraflı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, süresinde davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş sözleşmesini ücretlerinin zamanında ödenmemesi nedeni ile haklı sebeple feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, tanık beyanları ile de fazla mesai yaptığı, hafta tatillerinde ve genel tatillerde çalıştığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu :
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı konusundadır.
Fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatil ücreti alacağının ödendiği varsayılır.
Davacının bu alacak taleplerinin ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, davacı teknik müdür olarak çalışmakta olup, Mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek fazla çalışma yaptığı ve yine tanık beyanlarına itibarla şantiyeye gittiği günlerde ulusal bayram genel tatil ve hafta tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek söz konusu talepler hakkında hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dosya kapsamında, tanık beyanları haricinde davalıca sunulan ek klasör yer alıp, davalı şirket davacının çalıştığı süre boyunca şantiyelerde görev almadığını, her zaman şirket merkezinde çalıştığını ve bu durumun sunulan iş yerine giriş – çıkış zamanlarını gösteren kendi imzasını havi çizelgelerden ve esas olarak şantiyede görev alan çalışanlar tarafından imzalanan Teknik Personel Taahhütnameleri ve Teknik Elemanları gösterir listelerden de anlaşılacağını iddia etmekte ve şantiyede görev alan personel isimlerinin olduğu kayıtlar sunmaktadır. Yine ek klasörde yer alan personel durum çizelgesinde, işe geliş- çıkış saatlerinin gösterildiği ve davacının imzasının da yer aldığı görülmüştür.
Mahkemece, ulusal bayram genel tatil günleri ile hafta tatili tanık beyanlarına göre şantiyeye gittiği günler dikkate alınarak hesaplanmış ise de, davalıca sunulan kayıtlar dikkate alınarak davacının çalışma şekli, şantiyede görev alıp almadığı günler tespit edilmeli, fazla mesai alacağı da personel durum çizelgesinde yer alan günler için bu kayıtlara göre, diğer günler için tanık beyanlarına göre, usuli kazanılmış hakka dokunulmadan tespiti gerekli olup bu hususun gözetilmemesi hatalı olmuştur.
3- Taraflar arasında ücretin tespiti konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesi usule aykırıdır.
Somut olayda davacı işçi dava dilekçesinde müvekkilinin iş akdini tek taraflı feshettiğini ve kendisine maaşının ödenmediğini iddia ederek, 1.000,00 TL ücret alacağı talep etmiş ve 19.12.2013 tarihli dilekçe ile müvekkilinin ücret alacağının son 4 aya ilişkin olduğu yönünde beyan dilekçesi sunmuştur. Mahkemece talep aşılarak düzensiz ödeme sebebi ile son 6 aylık dönem birlikte değerlendirilerek 9.380,96 TL bakiye ücret alacağına hükmedilmiştir. Bu durumda anılan alacak kalemi bakımından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken, söz konusu şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.