YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6761
KARAR NO : 2017/14736
KARAR TARİHİ : 07.11.2017
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tespit ve Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dilekçesi ve yargılama aşamalarındaki beyanlarında; 1540 ada 7, 1541 ada 10 ve 11 ile 1542 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarda malik olarak görünen … kızı … ‘nin mirasçısı olduğununun tespitine ve bahsi geçen taşınmazların kamulaştırılması neticesinde kayyım hesabına aktarılan kamulaştırma bedellerinin veraset ilamındaki hisse oranında kayyım atanan … Deftarlığından iade alınarak tarafına ödenmesini istemiştir.Mahkemece, davanın kabulü ile, 1540 ada 7, 1541 ada 10 ve 11 ile 1542 ada 2 nolu parsel sayılı taşınmazların satıştan önceki maliklerinden … kızı … ‘nin davacının murisi … ve … kızı … olarak tespitine, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/425 Esas, 2014/710 Karar, 2014/427 Esas 2014/712 Karar. 2014/428 Esas 2014/713 Karar. 2014/429 Esas 2014/714 Karar sayılı dosyalarında kayyım adına yatmış olan paranın … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/73 Esas 2011/317 Karar sayılı veraset ilamında görünen payı oranında mirasçı olan davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine hüküm, kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağını oluşturan tüm olayları (vakıaları) bildirmekle yükümlüdür (6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 119/1-e). Aynı Kanunun 25. 26. ve 31. maddelerinin buyurucu nitelikteki hükümlerinde belirtildiği üzere Hâkim kanunda gösterilen istisnalar dışında, davanın sınırlarını çizen bu olaylarla bağlı olup, bunlar dışına çıkamaz ve inceleme yapıp karar veremez. Ancak, davada ileri sürülen olaylar belirsiz (müphem) veya çelişkili ise, belirsiz veya çelişkili gördüğü iddia veya sebepler (vakıalar) hakkında açıklama isteyebilir.Hemen belirtmek gerekir ki, hâkim yukarıda değinildiği gibi davacının bildirdiği maddi olaylar ve son istekle bağlı ise de, HMK’nın 33.maddesi uyarınca ileri sürülen maddi olaylarda hangi hukuki sebebe göre karar vereceğini tayin ve takdir etmek durumundadır. Başka bir anlatımla, maddi olgu ve olayları (vakıaları) bildirmek yanlara, bildirilen bu olay ve olgulara göre hukuki nitelendirmeyi yapmak, uyuşmazlığı çözüme ulaştıracak kanun hükmünü bulup uygulamak hakime aittir.Her ne kadar Mahkemece, dava 3561 sayılı Yasa’nın 2. maddesi uyarınca verilmiş kayyımlığın kaldırılması talebi olarak nitelendirilmiş ise de. yapılan nitelendirmenin dava dilekçesi, davacının 19.11.2015 tarihli yargılama oturumundaki beyanları ve Mahkemece kurulan hüküm ile uyuşmadığı görülmüştür. Davacı, dava dilekçesinde belirttiği taşınmazların babaannesi … kızı … ‘ye ait olduğunu, bu taşınmazlara kayyım tayin edilerek kamulaştırma bedellerinin kayyım hesabına aktarıldığını, ziraat bankasına yatırılan bedellerinin veraset ilamındaki hisse oranında kayyım atanan Niğde Defterdarlığınca iade edilmesini istemiş. 19.11.2015 tarihli yargılama oturumunda da; adı geçen parsellerde malik olan Süleyman kızı Rukiye’nin mirasçısı olduğunun tespitine ve kamulaştırma davaları sonucunda ziraat bankasına kayyım adına yatırılan bedellerin veraset ilamındaki hisse oranında tarafına ödenmesini istemiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimi ve tüm dosya içeriğine göre; dava; tapu kayıt malikinin mirasçısı olduğunun tespiti ile kayyım hesabına aktarılan kamulaştırma bedelinin iadesi istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereklidir. Aynı Kanunun asliye hukuk mahkemelerinin görevini belirleyen 2. maddesinde ise, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahsın hukukuna ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu hükme bağlanmıştır.Dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasından önce kayıt maliki olan … kızı … ‘nin davacının murisi nüfus kaydında… olarak adı geçen kişi ile aynı kişi olduğunun tespitine ilişkin talep şahıs hukukundan, kamulaştırma bedelinin iadesine ilişkin talep ise malvarlığı hakkından kaynaklanmaktadır. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince, malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahsın hukukuna ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönüne alınacağı dikkate alındığında; davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılması için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken sulh hukuk mahkemesince davaya bakılıp işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.Kabule göre de; husumetin kayyım olarak atanmış olan… Defterdarına yöneltilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin eksik hasımla yargılama yapılması da doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/111-1. 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.