Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/14496 E. 2017/16096 K. 04.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14496
KARAR NO : 2017/16096
KARAR TARİHİ : 04.12.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Korunması

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava konusu edilen 205 parselin 220 dönümlük kısmının 45 yıldır davacı tarafından kullanıldığını, üzerine 4000 adet fıstık ağacı diktiğini yine 228 parselin 120 dönümlük kısmını ise 40 yıldır tarla vasfıyla kullandığını, 2012 yılının Mayıs ayında davalılarca zilyetliğine müdahale edildiğini, zilyetliğinin korunması amacıyla müdahalenin men’ini talep etmiştir. Davacı 22.05.2012 tarihinde, 29.04.2014 tarihli ön inceleme duruşmasından sonra verdiği ıslah dilekçesi ile daha önce dava dilekçesine 228 parsel olarak sehven yazılan taşınmazın aslında 208 parsel olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde geçen taşınmazlar dışında 209 ve 211 parsellerde de zilyetliğinin bulunduğunu ve davalılar tarafından bu parsellere de yapılan müdahalenin men’ini talep etmiştir.
Davalılar vekili; cevap dilekçesi vermemiş olup, duruşmadaki beyanında davanın reddini savunmuştur.
Dava, ilk olarak …. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 2012/628 Esas ile açılmış olup mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine süresinde davacı tarafından başvuru yapılmak suretiyle …. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/21 Esasını almıştır. Mahkemece; davacının zilyetliğinin nizasız fasılasız 25 yılı aşkın süredir devam etttiği, davalıların zilyetliğin kullanılmasına engel oldukları ve TMK.nun 981 vd. hükümleri gereği davanın kabulüne, dava konusu 205 parsel içinde kalan ve 01.10.2014 tarihli raporda A harfiyle gösterilen 74179,53 m2 alana, 208 parsel içinde kalan ve C harfiyle gösterilen 26871,97 m2’lik alana, 209 parsel içinde kalan ve D harfiyle gösterilen 79743.96 m2’lik alana ve 211 parsel içinde kalan ve B harfiyle gösterilen 13205,97 m2’lik alana davalılar tarafından yapılan elkoymanın önlenmesine karar verilmiştir. Hüküm; davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; TMK’nın 981 vd. maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere bu tür davalarda zilyetliğe tecavüz tarihi itibariyle taraflardan hangisinin üstün, öncelikli ve korunmaya değer zilyetliğinin bulunduğu tespit edilir. Bu tespit yapılırken üstünlük tanınan zilyetliğin ilgili zilyede mülkiyet hakkı kazandırıp kazandırmadığının herhangi bir önemi yoktur. Diğer bir yandan zilyetliğin korunması davalarında korunması istenilen zilyetlikle beraber herhangi bir ayni ya da şahsi bir hakkın bulunmasına gerek yoktur. Zilyetliğin korunması davaları sonucunda verilen kararlar TMK.nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri uyarınca açılan zilyetlik hukuksal nedenine dayalı mülkiyetin aktarılması talepli davalarda kesin hüküm teşkil etmez. Yargıtay’ın ve Dairemizin de kökleşmiş içtihatları bu yöndedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi uyarınca iddianın niteliğine göre temyize konu dava az yukarıda da belirtildiği üzere mülkiyet hakkına dayalı olmayıp, salt zilyetlik hakkına dayalı olup, TMK’nın 981 vd. maddeleri uyarınca açılmış zilyetliğin korunmasına ilişkindir. Aynı Kanunun 984. madde hükmü ise bu tür davaların açılabilmesinde süreleri düzenlemiş olup, buna göre zilyedin fiili ve faili öğrenmesinden başlayarak 2 ay ve her halde fiilin üzerinden 1 yıl geçmekle düşer. Davacı taraf, 24.12.2012 tarihli dava dilekçesinde “2012 yılının Mayıs ayında” davalıların zilyetliğine tecavüz ettiğini ileri sürerek davayı açtığına göre kanunda öngörülen 2 aylık hak düşürücü süre geçirildiğinden davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yanlışa düşülerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.