Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/15495 E. 2017/17389 K. 21.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15495
KARAR NO : 2017/17389
KARAR TARİHİ : 21.12.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Meskeniyet Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, haline münasip evinin haczedildiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece borçlunun birlikte yaşadığı çocuklarının 1962 ve 1969 doğumlu olmaları nedeniyle yaşları dikkate alındığında bunların ve torunlarının borçlunun bakmakla yükümlü olduğu aile bireyi olmadığı ve taşınmazın toplam değeri de dikkate alınarak şikayetin reddine karar verilmiştir. Hüküm borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra Mahkemesi’nce borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya verilmeli, kalanı icra dosyasında bırakılmalıdır.
Mahkemenin borçlunun 1962 ve 1969 doğumlu çocuklarına ve torunlarına bakmakla yükümlü olmadığı yönündeki kabulü yerinde olup, 26.03.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda borçlunun haline münasip alabileceği evin değeri belirlenirken 2 çocuğu ve 2 torununun da borçluyla birlikte yaşadığı dikkate alınarak değer tespiti yapılmış olduğundan hükme esas alınmaması da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak borçlunun yukardaki kurallar dahilinde haline münasip evinin değerinin ve mahcuzun değerinin belirlenmesi gereklidir.
Bu nedenle Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak borçlunun daha mütevazi niteliklere sahip yerlerde haline münasip meskeni edinebileceği miktarın tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazınin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.