YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24461
KARAR NO : 2017/28754
KARAR TARİHİ : 14.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki …. ili, …. ilçesi, … mahallesi 391 ada 159 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğrudur. Ancak;
1)Bozma öncesi hükme esas alınan 07.01.2014 tarihli bilirki kurulu raporunda, Kayacık mahallesi 391 ada 156 parsel sayılı taşınmazın 08.03.2013 tarihine ilişkin satışının piyasa rayicinin çok altında olması sebebiyle emsal olarak değerlendirilmediği belirtildiği halde, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda aynı taşınmaz somut emsal alınarak dava konusu taşınmaza değer biçildiğinden rapor inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve
değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2)Bozma öncesi verilen kararda dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmında % 15 değer azalışına hükmedildiği ve bu husus bozma konusu yapılmadığından davacı idare lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden, bozma sonrası arta kalan bölüme % 25 değer kaybı uygulanmak suretiyle hesap yapan bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınmak suretiyle fazla bedel tespiti,
3)Davacı idare harçtan muaf olmadığı halde harç alınmasına yer olmadığına dair hüküm kurulması,
Kabule göre de;
4)Bozmadan sonra hüküm altına alınan bedel ilk karar ile hüküm altına alınan bedelden düşük olduğundan tespit edilen kamulaştırma bedeline 12.11.2013 tarihinden ilk karar tarihi olan 30.05.2014 gününe kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve fazla yatırılan bedelin idareye iadesine ilişkin hüküm kurulmaması,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harclarının Hazineye irad kaydedilmesine, 14/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.