Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/36849 E. 2017/19371 K. 26.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/36849
KARAR NO : 2017/19371
KARAR TARİHİ : 26.09.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : MANEVİ TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı Erdemir’e ait işyerinde alt işveren nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalışırken, bir akrabasının işyerinde hırsızlık yaparken yakalanması nedeniyle işverence “kendisine güvenleri kalmadığından bahisle” iş akdinin feshedildiğini, açtığı işe iade davasını kazanarak feshin haksızlığını ispatladığından bahisle hırsızlığa yardım ettiği isnadı ile kişilik haklarının ihlal eden davranışı sebebiyle işverenden manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının iş aktinin fesih sebebi ve bu sebebin geçersiz sayılması nazara alındığında haksız ve geçersiz bir fesih olduğu, fesih gerekçesinde kullanılan ifadelerin davacı işçinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, zira davacı işçinin 4857 sayılı İş kanunu 18. maddesi kapsamında iş görme ve sadakat yükümlülüğünü kusurlu biçimde ihmal eden ve ayrıca işyerinde olumsuzluklara yol açan davranışının bulunmadığı, davacının kardeşinin davalı işyerinde 12/10/2013 tarihinde karıştığı belirtilen olaya davacı asilin doğrudan ya da dolaylı olarak iştirakinin, yardımının veya kardeşini destekler mahiyette davranışının bulunmadığı, davacının karışmadığı bir soruşturma konusu olay ile ilgili işverende güvensizlik oluşturduğundan bahisle iş aktinin feshedilmesinin tanık anlatımlarından da anlaşıldığı üzere davacı işçinin manevi olarak üzüntü duymasına ve toplum nazarında kişilik haklarının zarara uğramasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davacının bu olay nedeniyle manevi olarak zarara uğradığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işverenin iş sözleşmesini feshederken kullandığı ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın normatif dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 58.maddesidir. Sözü edilen hükme göre “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.”
Somut olayda, davacının 28/01/1997-04/12/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin fesih bildiriminde, görev yaptığı …ve … T.A.Ş. Tesisi’nde 12 Ekim 2013 tarihinde fabrika sahası içerisinde yaşanan hırsızlık olayına aile bireylerinden birisinin de dahil olduğunun tespit edildiği, verilen güvenlik hizmetinin ve görev yaptığı tesisin hassasiyetinden dolayı bu olayın işverende tarafına karşı güven eksikliği oluşturduğu, bu sebeple iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 17 ve 18. maddesine istinaden feshedildiği belirtilmiştir.
Davacı fesih yazısında kişilik haklarına saldırı olduğunu, kendisinin zan altında bırakıldığını, güvenilirliğinin zedelendiğinden bahsedildiğini iddia etmiştir.
Mahkemece her ne kadar fesih sebebiyle davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek ifadelerin kullanıldığı kabul edilerek davacının manevi olarak duymuş olduğu üzüntü ve acı sebebiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, manevi tazminat istenilebilmesi için kişilik haklarının ihlal edilmiş ve buna yönelik bir saldırı gerçekleşmiş olması gerekir. Fesih gerekçesinde kullanılan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı boyutunda olduğu yönündeki değerlendirme isabetli değildir. Her ne kadar iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiği kesinleşen Mahkeme kararı ile sabit ise de, fesih bildiriminde davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir eylem bulunmadığı gibi davacı tanık beyanları da bu hususu ispatta yetersizdir. İşverenin fesih hakkını kullanması, feshin haklılığını kanıtlayamaması davacıya manevi tazminat hakkı da vermeyeceğinden, feshi haksız kılan ve fakat kişilik haklarına saldırı niteliği taşımayan olgular gerekçe yapılarak manevi tazminata hükmolunması isabetli değildir. Bu durumda manevi tazminat isteğinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.