Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2017/1049 E. 2017/2497 K. 23.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1049
KARAR NO : 2017/2497
KARAR TARİHİ : 23.03.2017

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, hak sahibi davacıya bağlanan ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince kesilmesine yönelik kurum işleminin iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece; davanın reddine dair verilen hükmün davacı tarafından temyizi üzerine, Dairemizce temyiz isteminin süresinin geçtiğinden bahisle temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Akabinde davacı tarafından Dairemizin anılan kararının düzeltilmesi istenilmiş, mahkemece, ek karar ile davacının karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından bu kez mahkemece verilen ek kararın süresinde temyizi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1-Davacının talebi, davacının temyizinin süresinde olmasına karşın maddi hataya dayalı olarak verilen Dairemizin 15.12.2016 tarih ve 2016/14731 E. – 2016/15046 K. sayılı temyiz isteminin süre aşımı yönünden red kararının düzeltilmesi istemine yönelik olup, karar düzeltme niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından, maddi hataya dayalı düzeltme istemi yerinde olmakla, davacının Dairemiz kararının düzeltilmesine yönelik talebinin reddine dair Mahkemece verilen ek kararın bozulmasına,
2-Red ilamında sürelerin hesabında maddi hata yapıldığı anlaşıldığından Dairemizin, 15.12.2016 tarih ve 2016/14731 E. – 2016/15046 K. sayılı ilamının kaldırılmasına;
3-Hükmün esasına ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde;
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle, tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile
sağlanabilir. Anayasanın 36. ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. (HUMK’nun 73.) maddelerinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür. Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile, mutlaka dava ve duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi, ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanarak işin esasına girildikten sonra, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.
Somut davada, davacıya usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği gerekirken, tebliğ yapılıp, duruşma günü verilmeden dosya üzerinden karar verilmesi nedeniyle davacının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir.
Belirtilen maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek noksan tahkikat ve inceleme ile hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.