Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/809 E. 2015/5827 K. 27.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/809
KARAR NO : 2015/5827
KARAR TARİHİ : 27.04.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/10/2014 tarih ve 2014/203-2014/736 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır “…” adıyla et ve kavurma yemeği yaparak müşterilerine hizmet verdiğini, işletme adının da aynı ibareyi taşıdığını, müvekkilinin … Kavurmasını maruf ve meşhur bir marka haline getirdiğini, davalının da “…” markasını 2012 yılında kötüniyetle adına tescil ettirdiğinin öğrenildiğini ileri sürerek 2010/11729 sayılı markanın 29. sınıf, 2012/… sayılı markanın 43. sınıf mal ve hizmetlerdeki tescilinin iptalini ve davacıya aidiyetinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin … Mevkiinde 40 yıldan fazla süredir aynı işi yaptığını, bu sürede markayı tescilsiz bir şekilde kullanarak meşhur edenin müvekkili olduğunu, davacının en ufak bir katkı vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markaların davacı ve davalı tarafından birlikte meşhur ve maruf hale getirildiği, davalının tek başına dava konusu bu markaları meşhur etmediği, buna rağmen dava konusu markaları kendi adına tescil ettirdiği, davacının davalı tarafından kendi adına tescil edilen markaların ticari olarak tanınmasında katkıda bulunduğu, davalının markaları öncelikli olarak kullanma yetkisinin olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2010/11729 ve 2012/66881 sayılı markaların tescilinde kötü niyetli olunduğunun tespiti ile bu her iki markanın tescil edildikleri tüm emtialar bakımından iptali ile hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar karar başlığında ticaret mahkemesi sıfatıyla karar verildiği belirtilmiş ise de, HSYK’nm 24.03.2005 tarih, 188 sayılı kararı ile fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde 2’den fazla asliye hukuk mahkemesi bulunması halinde 3 nolu asliye hukuk mahkemesinin fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığa bakmakla görevli olduğunun belirlenmiş olmasına ve bu yanlışlığın sonuca etkisinin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.