YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23173
KARAR NO : 2016/12441
KARAR TARİHİ : 22.06.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmış ise de; hükme esas alınan rapor karar vermeye elverişli değildir. Şöyle ki;
1-Arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal kamulaştırması yapılarak değer biçilmesi ve Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin 1-g fıkrasına göre kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan serbest satışlara göre taşınmaz değerinin hesaplanması zorunludur.
Mahkemece, hükme esas alınan raporda somut emsal kabul edilen satış ile ilgili olarak dosyaya alınan tapu kaydına göre, böyle bir satış bulunmadığı anlaşıldığından bu emsal ile ilgili olarak bilirkişi raporlarını denetleme olanağı olmadığından rapor inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak
taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve belediye, adliye, hükümet konağı, okul, hastane gibi yerlere olan mesafesini de gösterir krokisi fen bilirkişisine işaretlettirilip, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın aynı zamanda kapama bağ vasfında olduğu anlaşıldığından net üzüm geliri esas alınarak zemin bedeli hesaplanıp, bu bedelden tarım arazisi olarak münavebe uygulanmak suretiyle hesaplanacak zemin bedeli düşülmek suretiyle bağ omcaları değer biçilmesi gerektiği düşünülmeden maktuen değer biçilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 22/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.