Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/2787 E. 2015/4893 K. 08.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2787
KARAR NO : 2015/4893
KARAR TARİHİ : 08.04.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2014 tarih ve 2012/366-2014/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesine emekli maaşını çekmek üzere gittiğinde hesabında bulunan paranın çekildiğini ve hesabın boş olduğunu gördüğünü, davalı banka yetkilileri yapılan görüşme sonucu paranın davalı bankanın başka bir şubesine ait bankamatikten kimliği belirsiz kişilerce çekildiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin banka kartının her zaman kendisinde olduğunu, muhtemelen kartının kopyalandığını ya da başka bir yoldan parasının çekildiğini, müvekkilinin şikayetçi olduğunu ayrıca, davalı bankaya paranın tarafına iadesi için ihtarname çektiğini ancak, davalı tarafından paranın iadesinin söz konusu olamayacağının bildirildiğini oysa, davalının müşterilerinin mevduat hesaplarını korumak ve güvenliği sağlamakla yükümlü olduğunu ileri sürerek, 4.555,00 TL’nin hesaptan çekildiği tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan araştırmada işlemin kart ve şifresinin kullanılması suretiyle yapıldığının tespit edildiğini ve kartın kopyalandığına dair herhangi bir bulguya rastlanılmadığını, müvekkilinin ATM makinesinin kullanımı için de her türlü güvenlik önlemini aldığını, bu nedenle kusurun davacıda olup, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ATM cihazında yeterli önlem ve güvenlik tedbirlerini almayarak banka kartının kötüniyetli 3. kişilerce ele geçirilmesine olanak veren davalının kusurlu olup, davacının zararından sorumlu olduğu, bununla birlikte 5464 sayılı Yasa’nın 16. maddesinde banka kartları ve şifrelerinin özenle korunması ve bilgilerinin saklanması hususunda kart sahiplerine de görev ve sorumluluk yüklendiği, kart sahibinin, banka ile sözleşme imzalandığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereği hem kendisine tevdi edilen kartı, hem de bu kartın kullanılmasıyla ilgili bilgileri korumak ve saklamakla yükümlü bulunduğu, haksız olarak elde edilen kartın kullanımının kart şifresinin de bilinmesi ile mümkün olduğundan davacının da kart şifresini kötüniyetli üçüncü kişilerin öğrenmesine imkan vermesi nedeniyle müterafik kusuru olup, kusurun takdiren %50 oranında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 2.277,50 TL’nin 26.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 117,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08/04/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞIOY-

Yetkisiz kişinin davacının parasını davalı bankanın başka bir şubesine ait bankamatikten çektiği, ATM cihazında yeterli önlem ve güvenlik tedbirlerini almayarak banka kartının kötüniyetli 3. kişilerce ele geçirilmesine olanak veren bankanın kusurlu olması yanında, davacının şifresini ve kartını gereği gibi muhafaza etmemek suretiyle banka ile arasındaki sözleşmeden doğan koruma yükümlülüğüne aykırı davrandığı da ispatlanamamıştır. Bu durumda, davacının müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü doğru değildir. Bu nedenle, davacının davasının kabulüne karar verilmesi düşüncesinde olmam nedeniyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.