YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9275
KARAR NO : 2017/27815
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Mahkeme, eksik ödenen temyiz harcının tebliğ edilen muhtırada tanınan kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz istemini 01.04.2015 tarihli ek kararı ile reddetmiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek karar davalı tarafça süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/19-286 esas- 2010/330 karar sayılı kararında bir muhtıranın geçerli olması için gereken özellikler belirtilmiştir. Buna göre;
Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması halinde muhtıra gönderilerek kararı veren Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından yedi günlük kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432’nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.
Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından “temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için yedi günlük kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun bildirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle muhtırada Hâkim veya Mahkeme Başkanı’nın sicili ve imzası bulunmalıdır. Muhtıra Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da Hâkim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.
Mahkeme Yazı İşleri Müdürü’nün veya Kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi veya tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra usule aykırıdır, Mahkeme Yazı İşleri Müdürü’nün veya Kalem personelinin vermiş olduğu süre ya da tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz.
Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Örneğin, “dosyaya yatırılması” şeklindeki ifade tarafın yanılmasına neden olabileceğinden, bu ifadeyi taşıyan muhtıra geçersiz olacaktır.
Somut olayda, hakimin sicil ve imzasını taşıyan ayrı bir muhtıra belgesi düzenlenmeksizin, tebligat üzerine açıklama yazılmak suretiyle davalı vekiline muhtıra tebliğ edildiği, böylelikle davalıya gönderilen muhtıranın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Muhtıra davalı vekiline 17.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı vekili 09.04.2015 tarihinde muhtırada gösterilen tutarı mahkeme veznesine yatırmıştır. Muhtıranın usulsüz olması sebebi ile davalı vekiline tebliğ tarihi ile bir haftalık kanuni süre başlamayacağından, nispi harcın süresinde yatırıldığının kabulü gerekir. Bu sebeple mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin verdiği 01.04.2015 tarihli Ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.12.2011 – 31.12.2013 tarihleri arasında yönetici olarak çalıştığını, 31.12.2013 tarihinde işten çıkarıldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında 4857 sayılı Yasa anlamında iş ilişkisinin hiç bir zaman kurulmadığını, davacının eşinin aynı zamanda davalının da kardeşi olduğunu, işlerin davacı ve kardeşi tarafından iyi takip edilmemesi sonucu kötüye gittiğini ve davacı ile eşinin işyerinin kapatılması veya başkasına devredilmesini istediklerini, davalının da işyerini dava dışı …’na devrettiğini, parasını da davacının eşi olan ablasının banka hesabına yatırdığını, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olmaması nedeniyle 4857 sayılı Yasa kapsamında talep edilebilecek davacı taleplerini kabul etmediklerini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında, davacı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi olup olmadığı yönünde uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda; davacının SGK hizmet döküm cetvelinde 01.12.2011-31.12.2013 tarihleri arasında davalı yan nezdinde sigorta kaydının bulunduğu görülmektedir.
Dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı … beyanında; davacının eşi, davalının da kardeşi olduğunu, yaklaşık iki yıl süreyle davalının yanında satış elemanı ve ortak olarak çalıştığını, ortaklığının resmi olmadığını, aile içi anlaşma gereği ortaklık olduğunu, davacı eşinin işyerinde tezgahtar olarak çalıştığını, ortak olmadığını ancak ilk iş kurulurken sermayeye belli bir pay koyduklarını, kazançtan da bu oranda pay alacaklarını, pay dışında işyerinden ayrıca ücret alınacağı hususunda bir anlaşma olmadığını, davacı eşinin de ücret almasının kararlaştırılmadığını, ancak paylarının verilmediğini, sadece ihtiyaçlarını karşılayacak kadar aylık bir meblağ alabildiklerini, her ne kadar başta %30 sermaye koymuş iselerde daha sonra işyerinin tamamını almak istedilerini, sonra kalan %70 hisseyi de davalı kardeşine ödediklerini, davalı kardeşinin işyerini devretmediğini, sekiz ay sonra da anlaşmadan memnun kalmadığını, işyerini geri istediğini söylediğini, aldığı paranın tamamını geri ödemediğini, davanın bu şekilde açıldığını, ifade etmiştir. Davacının eşi ve davalının da kardeşi olan davacı tanığı …’un bu ifadesine göre, davacı, davalı ile ortaklık ilişkisi içerisinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacı ve davalı taraf arasında işçi işveren ilişkisinden bahsedilemeyeceğinden ve ortaklık ilişkisinden kaynaklı taleplerin genel mahkemeler nezdinde ileri sürülmesi gerektiğinden, taleplerin reddedilmesi gerekmektedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınarak karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05/12/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.