Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/8753 E. 2017/2923 K. 10.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8753
KARAR NO : 2017/2923
KARAR TARİHİ : 10.04.2017

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı verilen yetkisizlik kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketten cari hesap şeklinde yürüyen ticari ilişkisinden kaynaklanan 17.045,00.-TL alacağının tahsili için davalı borçlu şirket aleyhine dürlüğünün 2014/21271 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketin takibe itiraz ederek durdurduğunu, haksız itirazın iptali ile lehlerine % 20 icra inkar tazminatı ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş yetkili olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davalının yetki itirazının davacı vekilince kabul edildiği gözetildiğinde mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Davalı, aleyhine açılan davaya karşı yetkisizlik itirazında bulunmuş, mahkemece yerinde bulunan talep doğrultusunda karar verilmiştir.
Davalının temyizi, yetkisizlik kararıyla beraber lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir etmeyen mahkeme kararının bozulması talebine yöneliktir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 331/2 Maddesine göre, yetkisizlik kararından sonra dava bir başka mahkemede görülmeye devam edilecekse, yargılama giderine o mahkemece karar vermesi gerekir. Bu durumun istisnası ise, yine aynı maddenin devamında gösterilerek, yargılamaya bir başka mahkemede devam edilmemesi hali olarak sınırlandırılmıştır.
Hukuki yardım almak suretiyle; kendini davada avukat marifetiyle temsil ettiren davalının, kanunun bu açık hükmünden habersiz olduğu düşünülemez.
Öte yandan kanunun sarih hükmünün bu şekilde anlaşılması gerektiğine dair uygulamada en ufak bir tereddüt dahi bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı vekilinin açık kanun metnine aykırı bozma istemesi, zaman kazanmaya yönelik bariz kötüniyetli temyiz işlemi olarak değerlendirilerek, (HMK. 368 maddesinin atıfta bulunduğu aynı kanunun HMK 329. (HUMK 434, 422) maddesi gereğince ayrıca cezai müyyideye de tabi tutulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bu yöne münhasır düşüncesine iştirak etmiyoruz. 10/04/2017