Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/42689 E. 2017/24067 K. 02.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/42689
KARAR NO : 2017/24067
KARAR TARİHİ : 02.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı işyerinde seçimlerden sonra yeni kadrolar oluşturmak amacıyla iş akdinin feshedildiğini iddia ederek işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatını talep etmiştir.
Davalı Cevaplarının Özeti : Davalı … A.Ş.; davacının şantiye ve saha müdürü olarak görev yaptığını, işvereni temsil ve yetkilerine haiz olduğunu, sendika ile akdedilen toplu iş sözleşmesinde şirketi temsil ettiğini, işe iade davasından yararlanamayacağını, İş Kanunu’nun 18. madde hükmüne göre işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ve genel müdür yardımcıları iş güvencesinin kapsamı dışında kaldığını, yönetim kurulu üyelerinin değişmesi ile şirketin çalışanlarının iş akdinin sonlandırılması arasında herhangi bir bağlantının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı …; davacının … Belediyesi bünyesinde hizmet akdine bağlı işçi olarak çalışmadığını, davalılardan … A.Ş.’de şantiye müdürü olarak çalıştığını, geçersiz feshin sonuçlarına fesheden işverenin katlanacağını, davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir hukuki bağın bulunmadığını, bu davada taraf sıfatının olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti :
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.Temyiz : Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.2- Davacı vekili, davacının davalı işverene ait işyerinde 01.08.2009 tarihinden itibaren çalıştığını, akdin feshi için geçerli sayılabilecek bir gerekçe gösterilmediğini, işverence hiçbir tedbir alınmayarak en son düşünülmesi gereken işçi çıkartma tedbirinin en başa uygulanmasının feshin geçersiz sayılması için yeterli olduğunu belirterek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı işveren vekili, davacının işvereni temsil ve yetkilerine haiz olduğunu ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. madde hükmüne göre iş güvencesi kapsamı dışında bırakıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen karar tarafların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 17/12/2015 tarih 2015/22187 Esas ve 2015/25714 Karar sayılı ilamı ile “…Alınan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve yeterli değildir. Mahkemece, işletmesel karar ve davalı işletmeye ait işletmesel karar öncesi ve sonrası organizasyon şemaları tüm şubeleri de gösterir şekilde getirtilerek norm kadro yapılanması ve işletmesel karar sonrası işten çıkartma ve işe alımlar, işletmede hangi bölümlerin kapatıldığı hangilerinde kadro azaltımına gidildiği hususlarında ayrıntılı olarak inceleme yapılmalıdır. Bu kapsamda muhasebeci, davalı işyerinin iştigal konusunda uzman bir bilirkişi ile endüstri mühendisi bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle bilirkişilere gerekirse yerinde inceleme yetkisi verilmesiyle, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı(ölçülülük denetimi, feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalı, fesihten önceki ve sonraki 6 aylık dönemde yeni işçi alınıp alınmadığı, davacının çalıştığı süre ve eğitim durumu dikkate alınarak, fesihten sonra alınan işçilerin vasıflarının neler olduğu, davacı ile aynı vasıfta olup olmadıkları, davacının çalışabileceği pozisyonların fesih tarihi ve öncesinde boş olup olmadığı hususlarının araştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda davacının değerlendirilebileceği başka bir bölüm veya iş olup olmadığı yukarıda belirtilen uzman bilirkişi heyeti aracılığı ile belirlenerek tespit edilen sonuca göre feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığına karar verilmelidir…” gerekçeleri ile bozma kararı verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece feshin geçerli nedenle yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının 27/04/2009- 25/04/2014 tarihleri arasında davalı işyerinde şantiye müdürü olarak çalıştığı, 25/04/2014 tarihinde; piyasada ekonomik koşulların iyi gitmemesi, buna bağlı olarak şirketin sürekli zarar eden bir kurum haline gelmesi dolayısıyla zararın daha da artmasını önlemek amacıyla tasarruf tedbirlerinin uygulanmasına, şirket organizasyonunda zorunlu değişikliğe gidilmesine, şantiye müdürlüğü kadrosunun lağvedilmesine karar verildiği gerekçesi ile yasal hakları ödenerek iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamı ve davacıyla aynı işletmesel karar kapsamında işten çıkarılan işçilerin açtığı, emsal nitelikteki Dairemizin incelemesinden geçen 2017/615 Esas ve (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 2016/29684 Esas sayılı dosyalarında, işveren feshinin geçerli sebebe dayanmadığının kabul edilmiş olması ve davacının pozisyonu yönetim kurulu kararı ile lağvedilmiş ise de davacıya başka pozisyonlarda çalışması yönünde bir teklif yapılmadığı gibi şirketin zararının başka tedbirler alınarak giderilmeye çalışılmadığı tam tersi fesih döneminde yeni araçlar alınarak zararın artırıldığı ve son çare ilkesine uygun hareket edilmediği, bu suretle davalı işveren tarafın geçerli fesih sebebini somut delillerle ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- … 10. İş Mahkemesinin 2016/406 Esas 2017/216 Karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının … … İlçe Belediyeleri Turz. Gıd. Org. Rek. San. Tic. A.Ş.’deki İŞE İADESİNE,3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6,20 TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,7-Davacı tarafça sarf edilen, 360,75 TL yargılama giderinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/11/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.