YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4611
KARAR NO : 2018/516
KARAR TARİHİ : 29.01.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanığın, almış olduğu inşaat ve tesisat malzemeleri karşılığında, gerçekte var olmayan … in borçlu olarak göründüğü 5 adet bonoyu, katılanın yetkilisi olduğu şirkete ciro ederek verdiği ve bu suretle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; suça konu bonolar üzerinde mahkemece herhangi bir gözlem yapılmaması ve sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; öncelikle belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olduğundan, suça konu bono asılları incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, unsurlarının tam olup olmadığının, aldatma niteliğinin ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılması ve belgelerin denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a)5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi uyarınca; “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, suça konu bonoların aynı zamanda mı, yoksa farklı tarihlerde mi verildiği belirlendikten sonra, aynı zamanda verilmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığının, ancak sahte belge sayısı dikkate alınarak TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
b)5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.