Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/42433 E. 2017/25236 K. 20.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/42433
KARAR NO : 2017/25236
KARAR TARİHİ : 20.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde aralıklı çalışmaları olduğunu, ilk zamanlardaki kesintili hizmetleri hariç, 5 yıl 4 ay 5 gün hizmeti bulunduğunu, 06/01/2011 tarihinde emekliliğe hak kazandığı için bu işlemlerin yapıldığını ve işten çıkışının verildiğini, davacının emekli olması sebebiyle yasal tazminat haklarını davalıdan talep ettiğini, davalının ise davacıyı oyalayarak emeklilikten sonra da bir süre sigortasız olarak çalıştırdığını, davalının kendini oyaladığını anlayan davacının, son kez talep etmesine rağmen yasal haklarının verilmemesi üzerine işi bıraktığını belirterek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin akdin feshinden itibaren işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, davacının tüm talepleri için zamanaşımı itirazı olduğunu, ayrıca cevap dilekçesi ekinde yer alan 07/01/2013 tarihli davacının imzasını havi ibranamenin bulunduğunu, davacının ibraname ile ilgili irade fesadını sürebilmesinin 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının tüm işçilik alacaklarını aldığını, davacının kendi isteğiyle istifa ettiğine dair tutanak imzalamış olduğunu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun132. maddesine göre taraflarca belli bir şekle tabi olacağına karar verilen borcun tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesi ile kısmen veya tamamen ortadan kaldırılabileceğini, oysa ki davacının haklı sebeple fesih için gerekli kanuni hak düşürücü süre içerisinde hareket etmediğini, 6 iş günü içerisinde davalıya herhangi bir fesih bildirimi gelmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi; dava dilekçesi ve cevap dilekçesi, davacı ve davalı vekillerinin Mahkemece alınan beyanları, taraf tanıklarının beyanları davacıya ait SGK dosyası, bilirkişi raporu ile dosya içerisinde bulunan tüm diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının 02/09/2005 – 06/01/2011 tarihleri arasında davalı işyerinde zamanaşımına uğramamış toplam 1 yıl 7 ay 5 gün çalışması olduğu tespit edilmiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dava dilekçesinde yer alan taleple bağlı kalmak kaydıyla, davanın kısmen kabul kısmen reddiyle, 3.197,32 TL fazla çalışma ücret alacağının, 392,04 TL net yıllık izin ücretinin, 1.862,25 TL net kıdem tazminatı alacağının ve 200,00 TL net ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Kararın taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 2014/17344 esas 2015/14875 karar sayılı ilamıyla; işçinin hizmet süresinde çelişik kayıtlar olduğundan bahisle, SGK’dan çelişkili kayıtlar sorularak ilgili evraklar da istenilerek dosyanın bu haliyle tekrar kendilerine gönderilmesi için yerel mahkemesine geri çevrilmiş, bunun üzerine … SGK İl Müdürlüğü’nden 17/02/2016 tarihinde gönderilen ikinci kayıtlarda ise davacının SGK hizmet kayıtlarının, 2005 yılında 119 gün 2006 – 2007 – 2008 – 2009 – 2010 tarihlerinde 360’ar gün, 2011 yılında ise 6 gün olduğu ilgili kurumca çelişkinin bu şekilde giderildiği görülmüştür. Bunun üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 12/04/2016 tarihli 2016/10717 esas 2016/7952 karar sayılı bozma ilamında; yapılan inceleme sonucunda davalının tüm, davacının ise aşağıda yer alan dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddiyle, “SGK tarafından gönderilen kayıtlarda davacının davalı işyerinde 2005 yılında 119 gün, 2006-2010 yılları arasında toplam 360 gün ve 2011 yılında 6 gün çalıştığı anlaşıldığından, buna itibar ederek davacının hizmet süresi hesaplanması gerekeceğinden” bahisle bozma kararı verilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 2016/10717 esas 2016/7952 karar sayılı ilamındaki tespite itibar edilerek davacının 02/09/2005-06/01/2011 tarihleri arasında davalı işyerinde toplam 1 yıl 4 ay çalışması olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda ve dava dilekçesinde yer alan taleple bağlı kalmak kaydıyla, davanın kısmen kabul kısmen reddiyle; 3.274,07 TL brüt fazla çalışma ücret alacağının, 548,38 TL brüt yıllık izin ücretinin, 1.566,64 TL brüt kıdem tazminatı alacağının ve 220,03 TL brüt ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karar yasal süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 04/02/1959 tarihli ve 1957/13 esas, 1959/5 karar ve 09/05/1960 gün ve 1960/21 esas, 1960/9 sayılı kararları uyarınca maddi hatalardan kaynaklanan bozma kararları usulü müktesep hak oluşturmaz. Somut olayda; Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin bozma kararı maddi hataya dayanmaktadır. Davacının hesaplamaya esas alınacak çalışma süresi SGK kayıtlarından belli olup, toplam 5 yıl 4 ay 5 gün süre üzerinden hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.