YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3192
KARAR NO : 2015/17966
KARAR TARİHİ : 09.10.2015
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi, davalı kadın yararına hükmedilen manevi tazminat ve iştirak nafakasının miktarı yönünden, davalı kadın tarafından ise, yararına hükmedilen manevi tazminat ve iştirak nafakasının miktarı, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası isteğinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersi zdir.
2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca, hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK md 186/1), geçimine (TMK md. 185/3), malların yönetimine (TMK. m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.md.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre velayeti anneye bırakılan küçüğün ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası çoktur. Mahkemece Medeni Kanunun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Usulüne uygun tebligat üzerine süresinde cevap dilekçesi veren ve yine usulüne uygun davetiye tebliği üzerine, 12.11.2013 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasına da katılan, fakat yoksulluk nafakası ve manevi tazminat isteğinde bulunmayan davalı, ilk kez 03.01.2014 tarihinde vermiş olduğu dilekçeyle 300 TL. yoksulluk nafakası ve 10.000 TL. manevi tazminat isteğinde bulunmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 141. maddesi “taraflar cevaba cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise, ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir veya değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” hükmünü içermektedir. Belirtilen kanun maddesinden açıkça anlaşılabileceği gibi, davalı yoksulluk nafakası ve manevi tazminat konusunda iddiasını (talep sonucunu) süresinden sonra genişletmiş olup; davacının bu konuda açık muvafakati olmadığı gibi bu konuda usulünce yapılmış bir “ıslah” işlemi de mevcut değildir. O halde davalının yoksulluk nafakası ve manevi tazminat talebi hakkında usulüne uygun olarak yapılmış bir talep bulunmadığından, “karar verilmesine yer olmadığı kararı” verilecek yerde, yoksulluk nafakasına yönelik isteğinin reddedilmesi ve manevi tazminata yönelik isteğinin kabul edilip, davalı yararına manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3 ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.10.2015 (Cuma)