Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/23398 E. 2017/12819 K. 12.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/23398
KARAR NO : 2017/12819
KARAR TARİHİ : 12.09.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, yemek alacağı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 01.12.2012 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığını 20.01.2014 tarihinde iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yemek alacağı ve yıllık izin ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren vekili davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece dosyadaki bilgi ve belgeler, iş yeri kayıt ve belgeleri, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; davacının iş akdinin tazminata hak kazanılmayacak şekilde sona erdiğine dair ispat yükü işvene ait olup, dosyada buna ilişkin davalı iddiası dışında bir bilgi ve belge bulunmadığı, bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, Aynı doğrultuda davacının yemek alacağının da bulunduğunun kanıtlandığı, dosyaya sunulan bordrolar ve tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının asgari ücret karşılığında çalıştığı ve fazla mesai alacağının bulunmadığı kanaatinin hasıl olduğu, bilirkişinin düzenlediği 02.12.2014 tarihli raporda davacının alacak miktarlarını hesaplandığı, davalı tarafın dosyaya sunduğu bordrolar dikkate alınmak suretiyle bilirkişiden 12.01.2015 tarihli rapor alındığı,alınan bilirkişi raporları bu doğrultuda hüküm kurmaya yeterli görüldüğü, çalışmanın kısa süreli olması nedeniyle 6098 sayılı BK. 50-52 maddeleri gereğince fazla çalışma alacağından hakkaniyet indirimi yapılmadığı belirtilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunu’nun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8. ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, iş yerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı aylık net 1.200,00 TL ücret ile çalıştığını iddia etmiş, davacı tanıklarının davacı iddiasını doğrulamış, davalı davacının asgari ücret ile çalıştığını, … Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası tarafından yapılan emsal ücret araştırmasında emsal işçinin asgari ücret ile çalıştığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan 02.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda, hesaplamaya esas işçi ücreti davacının iddiası doğrultusunda net 1.200,00 TL den brütü 1.678,53 TL ve aylık 150,00 TL yemek bedeli ilavesi ile giydirilmiş brüt ücret 1.828,53 TL olarak hesap edilmiş ise de; davalı vekilinin itirazı doğrultusunda alınan 12.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise bu kez davacının ücreti asgari ücret 1.071,60 TL olarak kabul edilip, yine aylık 150,00 TL yemek bedeli ilavesi ile giydirilmiş brüt ücret 1.221,60 TL üzerinden işçilik alacakları hesap edilip,mahkemece bu bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilerek ve yukarıda belirtilen ilke kararı doğrultusunda davacı işçinin mesleği, kıdemi gözetilerek yeterli emsal ücret araştırması yapılıp, tanık beyanları da değerlendirildikten sonra işçinin ücretinin tespiti gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasında fazla mesai ücretinin alacağının hesabı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyada bulunan ücret bordrolarından davacının 2012 Aralık ayı, 2013 yılı Ocak – Şubat – Mart – Nisan – Mayıs – Haziran – Temmuz – Ağustos – Eylül – Ekim – Kasım – Aralık aylarındaki fazla çalışmaların ödendiğinden bahisle fazla mesai ücreti hesap edilmemiş ise de; dosyanın incelenmesinde sadece Aralık 2012, Ocak 2013, Şubat 2013, Mart 2013 aylarına ait ücret bordrolarının olduğu görülmekle; dosya kapsamı ile örtüşmeyen bilirkişi raporuna itibarla fazla mesai ücreti alacağının reddi isabetsizdir.
Kaldı ki; mahkeme gerekçesinde fazla mesai alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığının yazılmasına rağmen, fazla mesai ücreti alacağından çalışmanın kısa süreli olması nedeniyle indirim yapıldığı belirtilerek çelişkili biçimde hüküm kurulması da doğru değildir. Mahkemece dosyada bulunan ücret bodroları ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirilip, fazla mesai ücreti alacağının kabulüne karar verilmesi gerekir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.