YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12060
KARAR NO : 2015/14471
KARAR TARİHİ : 02.07.2015
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Torunla Kişisel İlişki Tesisi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Hollanda vatandaşı olan davacılar, oğulları ile davalının evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelen ve babası ile soybağı 06.06.2007 tarihinde “tanıma” yoluyla kurulmuş olan torunları 30.04.2005 doğumlu … ile kişisel ilişki tesisine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece; dava, tarafların delilleri toplanmadan ön inceleme duruşmasında reddedilmiştir. Mahkeme, gerekçe olarak “babaya tanınan kişisel ilişki günlerinde davacıların torunlarını görme imkanının mevcut olduğunu, ayrıca davacıların torunlarını kişisel ilişki günlerinde Hollanda’ya götürme taleplerinin de yerinde görülmediğini” göstermiştir.
Davacılar, çocuğun büyükbabası ve babaannesidir. Çocuk, Türk vatandaşı olan davalının velayeti altındadır. Türk Medeni Kanunun 325’nci maddesi, olağanüstü haller mevcutsa çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkının diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabileceğini öngörmektedir. Buna göre, çocuğun hısımlarının ve diğer kişilerin kişisel ilişki kurulmasını isteme hakları, çocuğun ana ve babasının haklarından bağımsızdır. Türkiye, 15 Temmuz 2003 tarihinde Strazburg’da imzalanan “Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesine” (R.G 17.11.2011 tarih ve 28115 sayı) taraf olmuş, bu sözleşme Bakanlar Kurulu’nun 16.07.2012 tarihli 2012/3489 sayılı kararıyla 01.05.2012 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Anayasa’nın 90/5’nci maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş olan milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Şu halde bu sözleşme davada uygulanabilecek pozitif hukuk niteliğindedir. Anılan Sözleşme hükümleri, çocuğun yüksek yararına bağlı olarak, çocukla ana ve babası dışındaki aile bağları bulunan şahıslar arasında kişisel ilişki kurulabileceğini kabul etmiştir. Hatta, sözleşme, “ana ve babası ayrı devletlerde oturan
çocukla” sınır ötesi kişisel ilişki tesis edilebileceğini de öngörmüştür. Mahkeme, “davacıların, babaya tanınan kişisel ilişki sürelerinde torunlarını görebileceklerini” belirtmektedir. Oysa, herhangi bir delil toplanmamış, bu sonuca hangi delillerle ulaştığını göstermemiştir. Davacılar ile çocuğun babasının aynı ülkede ve birlikte yaşayıp yaşamadıkları da belli değildir. Kaldı ki, böyle olsa bile, davacıların torunlarını görme hakkı, babanın istek ve arzusuna da bağlı tutulamaz. O halde tarafların gösterdikleri delillerin toplanması, gerektiği taktirde davacılar ile kişisel ilişkinin çocuğun menfaatine uygun düşüp düşmediğinin uzman incelemesi ile belirlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.07.2015(Prş.)