Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/21935 E. 2017/25283 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21935
KARAR NO : 2017/25283
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVATÜRÜ: ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde davacı ve davalı … Rektörülğü vekili tarafından temyiz edilmiş ve davalı … vekili tarafından duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, dini resmi bayram tatili alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararı, davalı … vekili ile katılma yoluyla olmak üzere davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalı …’nün aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece, davacı tanıkları anlatımlarına itibarla, davacının 08.00-21.00 saatleri arasında ve her yıl ramazan ayında 24 saat çalıştığı, günlük fazla çalışma süresinin her halukarda 3 saatten fazla olamayacağı böylece haftalık fazla çalışma süresinin 18 saat olduğu kabul edilerek fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının mutfak ve temizlik işlerinde çalıştığı, işyerinin meslek yüksekokulu olduğu nazara alındığında, işin niteliğinin söz konusu çalışma düzeninde çalışmaya uygun olup olmadığı yönleri bakımından tanık beyanlarının denetlenmemesi hatalı olmuştur. Anılan sebeple, uyuşmazlığa konu tarih aralığında, meslek yüksekokulunda gündüz öğretiminin hangi saat aralığında yapıldığı, ikinci öğretimin bulunup bulunmadığı, öğrencilere kaç öğün verildiği hususları araştırılmalı, işin niteliğinin belirtili çalışma düzeninde çalışmaya uygun olup olmadığı yönleri üzerinde durularak fazla çalışma ücreti alacağı yeniden değerlendirilmelidir.
3-Eldeki dava, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu tarihte, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmıştır. Mahkemece 06.02.2014 günlü celsede davacıya bilirkişi raporu doğrultusunda eksik harcı tamamlaması için bir haftalık süre verilmiş, davacı vekili, 06.02.2014 tarihinde tamamlama harcı yatırarak, 06.03.2014 tarihli dilekçesiyle, dava değerinin bilirkişi raporu hesaplamalarına göre arttırıldığı bildirmiştir. Dilekçe içeriğinde, davanın talep edilen miktar bakımından ıslah edildiğine yönelik herhangi bir ifade yoktur. Bu halde, mahkemece, söz konusu dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan, davanın, mülga 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu tarihte açılan kısmi dava olduğu sabit olduğundan, eldeki davaya, belirsiz alacak davalarında miktar arttırımına ilişkin düzenleme içeren, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107/2. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Kısmi davada, ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati işlemi haricinde, dava değerinin yükseltilmesi mümkün değildir. Davacı tarafından, ıslah işlemi yapılmadığına göre, mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen miktarlarla bağlı kalınması gerekirken, aksi yönde kabulle hüküm tesis edilmesi hatalıdır.
4-Davalı Üniversitenin harçtan muaf olduğunun gözetilmemesi bir diğer hatalı yöndür.
5-Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde ve 1086 sayılı Kanunu’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. İlgili düzenlemelere göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde olması gerekir. Mahkemece gerekçe bölümünde, ulusal bayram ve genel tatil günleri açısından davacının tanık beyanları doğrultusunda 13 gün olan ulusal bayram ve genel tatil günlerinden 5’inde çalıştığı kanaati ile hesaplama yapıldığı belirtilmekte iken; hüküm kısmında ulusal bayram ve genel tatil ücreti açısından davanın reddine karar verilerek hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratılması hatalıdır.SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, … harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.