YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18122
KARAR NO : 2017/19844
KARAR TARİHİ : 28.09.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 23.03.2012-04.04.2013 tarihleri arası çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarını talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iş sözleşmesinin davacının mazeretsiz devamsızlığı üzerine işverence haklı nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin birinci fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek meslek odaları ile ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmelidir.
Somut olayda, davacı işçi aylık net 1.500,00 TL (brüt 2.098,16 TL) ücret aldığını iddia etmiş, davalı taraf davacının imzalı ücretli bordrolarında yazılı net 1.073,40 TL (brüt 1.398,70 TL) ücretle çalıştığını savunmuştur. Davalı tanıkları davacının 1.100,00 TL civarında ücretle çalıştığını beyan etmiştir. Yapılan emsal ücret araştırmasına göre Ankara Nakliyeciler Derneği tarafından davacının net 1.500,00 TL ücret alabileceği bildirilmiştir. Karara esas alınan raporda yapılan emsal ücret araştırmasına göre davacının net 1.500,00 TL (brüt 2.098,16 TL) ücret aldığı kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının imzalı ücret bordrolarına göre fesih tarihi itibariyle asgari ücretin 1,39 katı ücret aldığı, imzalı ücret bordrolarında yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığına dair bir şüphenin de ispatlanamadığı, meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarlarının tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmadığı ve diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre davacının net 1.073,40 TL (brüt 1.398,70 TL) ücret aldığı kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde net 1.500,00TL (brüt 2.098,16 TL) ücretle çalıştığı kabulü isabetli olmamıştır.
3-İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması nedeniyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
Davacı iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından feshedildiğini ileri sürmüş, davalı işveren ise iş sözleşmesinin davacının mazeretsiz devamsızlığı üzerine haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece davalı işverenin haklı feshi ispatlayamadığı kabulü ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan tutanaklar, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davalının haklı feshe gerekçe olarak ileri sürdüğü devamsızlığa ilişkin olarak, içeriği tanık beyanları ile doğrulanan devamsızlık tutanakları ibraz ettiği, bu tutanaklara göre davacının ardı ardına üç iş günü işe gelmediğinin tespit edildiği, fesih hususunda bilgisi olan tanığın davacının gerekçe göstermeksizin işten çıkmak istediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle iken iş sözleşmesinin davacının devamsızlığı üzerine davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği gözetilmeksizin dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı alacağı taleplerinin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.