YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8971
KARAR NO : 2017/23709
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı işyerinde 02/02/2011 tarihinden 27/12/2012 tarihine kadar şoför olarak çalıştığını, davalı şirketin yürütmekte olduğu işle ilgili ihaleyi kaybedince davacının iş akdine son verdiğini, davalı tarafa … 10.İcra Müdürlüğü’nün 2013/9244 sayılı dosyası ile 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, ancak davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu, davacının iş akdinin haksız feshi sebebi ile kıdem ve ihbar tazminatı hakkının olduğunu, ayrıca yıllık izin ücreti alacağı da bulunduğunu öne sürerek … 10.İcra Müdürlüğü’nün 2013/9244 sayılı dosyası ile girişilen 7 örnek ödeme emrine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı Cevabının Özeti:Davalı, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu ve bu sebeple ihbar tazminatı talebinin yerinde olmadığını, davacının ücretli izin istek formunda görüleceği gibi 04/06/2012 tarihinden 18/06/2012 tarihine kadar yıllık izin kullandığını ve kullanmadığı yıllık izin olmadığından bu talebinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Temyiz:Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.Gerekçe:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut olayda, davalı davacının 04/06/2012 – 17/06/2012 tarihleri arasında yıllık izin kullandığını gösteren ücretli izin istek formu ve yıllık ücretli izin formu sunmuş olup bu belgelerin davacı tarafından imzalı olduğu, belgelerde iznin başlangıç ve bitiş tarihlerinin yazılı olduğu ve iznin nerede geçirileceğinin belirtildiği görülmektedir. Davacı taraf, imza inkarında bulunmamış ve 04/06/2012-17/06/2012 tarihleri arasında izin kullandığı yönündeki davalı savunmasına itirazda bulunmamıştır. Mahkemece belgelere itibar edilerek sürelerin yıllık izin süresinden mahsubu gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması hatalıdır.
3-Taraflar arasında icra inkar tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusudur.İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez.Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez.Somut olayda, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı yararına %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/11/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.