Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/18747 E. 2017/24317 K. 07.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18747
KARAR NO : 2017/24317
KARAR TARİHİ : 07.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin davalı …’ne bağlı işyerinde, temizlik ve hizmet işlerini yürüten alt işverenler işçisi olarak çalıştığını, müvekkilinin işyeri ile ilgisi olmayan bir suç isnadından tutuklanması sebebiyle oluşan zorunlu devamsızlık sonrasında iş sözleşmesinin feshedildiğini, hak kazandığı kıdem tazminatının ödenmediğini, yıllık izin sürelerinin kullandırılmadığını iddia ederek, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, işverenin ihale yüklenicisi şirketler olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. maddesinde, “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı …, davayı alt işveren… Otomasyon Gıda İnş. Tarım ve San. ve Tic. Ltd. Şti’ye ihbar etmiştir. Mahkemece, ihbar gereği, anılan şirket adına tebligat çıkartılmış ise de, adres sebebiyle tebliğ yapılamamıştır. Bu halde, ihbar olunan şirketin ticaret sicili kaydındaki adresinin araştırılması ve tespit edilecek adrese tebliğin gerçekleştirilmesi gerekirken, bu yönde bir işlem yapılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.Diğer taraftan, mahkemece, davacının 19/04/1999-14/09/2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı kabul edilmiş ise de, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında çalışma süresinde bir kısım kesintilerin olduğu görülmektedir. Mahkemece, bu kesintilerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı meselesinin tartışılmadan çalışmanın kesintisiz geçtiğinin kabul edilmesi yerinde değildir. Anılan sebeple, tarafların delilleri doğrultusunda inceleme yapılarak, kayıtlı kesintilerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususu değerlendirilmelidir.Bir diğer problem, işçi şahsi sicil dosyası ve işyeri kayıtlarına ilişkin delilin toplanılması noktasındadır. Mahkemece, sadece davalı …’nden davacının çalışmasına ilişkin işçi şahsi sicil dosyası ve işyeri kayıtları istenilmiştir. Bu yönde yazılan müzekkereye verilen 10/03/2015 tarihli cevapta, davacının hizmet alım sözleşmesi yüklenicilerinin işçisi olduğu belirtilerek, dosyaya gönderilmesi istenilen işçi şahsi sicil dosyası ve işyeri kayıtlarının kurumda bulunmadığı bildirilmiştir. Davacının, davalı asıl işveren … işyerinde, değişen alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığı nazara alındığında, işçi şahsi sicil dosyası ve işyeri kayıtlarının, alt işverenlerden istenilmesi gereklidir. Mahkemece, alt işverenlerin tamamından işçi şahsi sicil dosyası ve işyeri kayıtlarının istenilmeden, eksik araştırmayla sonuca gidilmesi bir diğer hatalı yöndür.Ayrıca, davacıya onbeş yılı aşkın tüm çalışma süresi boyunca yıllık izin hakkının kullandırılmadığı kabul edilerek yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, bu denli uzun süre boyunca yıllık izin kullandırılmadığı yönündeki iddia hayatın olağan akışına uygun olmayıp, bu halde hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı asilinin dinlenilmesi gerekliliği doğmuştur. Anılan sebeple, öncelikle, yukarıdaki bent uyarınca alt işverenlere yazılacak yazı sonrasında, yıllık izin kayıtlarının sunulması halinde bu kayıtlar değerlendirilmeli ve ardından davacı asil, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında yıllık izin sürelerini kullanıp kullanmadığı noktasında dinlenilmelidir.
Kabule göre de, mahkemece, karar gerekçesinde, davalının hukuki sorumluluk nedenine ilişkin bir gerekçeye yer verilmemesi 6100 sayılı Kanun’un 27. ve 297. maddelerine aykırıdır. Davalının, dava konusu taleplerden 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesi uyarınca asıl işveren sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu hususuna, karar gerekçesinde yer verilmesi gerekliliği gözardı edilmemelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 07/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.