Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/24388 E. 2017/29533 K. 19.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24388
KARAR NO : 2017/29533
KARAR TARİHİ : 19.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde Makine ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin ücretlerin eksik ve düzensiz ödenmesi, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi, çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumu’na eksik bildirilmesi nedeniyle davacı işçi tarafından haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağı ile diğer alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, iş sözleşmesinin işverence devamsızlık sebebiyle feshedildiğini, fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, bu çalışmalara ait ücretlerin kendisine ödenmediğini ileri sürmüş olup; davalı tarafça dosyaya bir kısım ücret bordroları ile davacının çalıştığı döneme ait imzalı puantajlar sunulmuştur. Bilirkişi tarafından tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplandığı, ancak mahkemece davalı tarafça sunulan kayıtların değerlendirilmesinin istenilmesi üzerine, iki ayrı bilirkişi ek raporu düzenlendiği görülmektedir. Buna göre, 16/02/2015 tarihli ek raporda, bordroya göre karşılığı ödenen aylar dışlanmak suretiyle fazla çalışma hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplandığı ancak imzalı puantajların hiç dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. 01/05/2015 tarihli ikinci ek raporda ise, imzalı puantajlara itibar edilerek hesaplama yapıldığı takdirde davacının söz konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı belirlenmiştir. Mahkemece kök rapor ve 16.02.2015 tarihli ilk ek rapor doğrultusunda, davacının fazla çalışma hafta tatili ve genel tatil alacaklarının kabulüne karar verdiği görülmektedir. Ancak , bilirkişinin davacı dahil 150-200 kişiden oluşan tüm işçilerin puantaj kayıtlarında 08.00-17.00 mesaisinin gösterildiği, hafta tatili ve genel tatil puantajlarının tüm işçiler için aynı olduğu, bu sebeple söz konusu kayıtlara itibar edilemeyeceği şeklindeki gerekçesi benimsenerek hüküm kurulmuş olması hatalıdır. Davacı tarafça imzalanmış olan ve imzasına itiraz edilmeyen puantaj kayıtları incelendiğinde, 08.00-17.00 şeklindeki ifadenin, işyerinin tamamında uygulanan çalışma süresini gösterdiği, ancak işçi tarafından fazla çalışma yapıldığı takdirde o işçiye ait satırın altında ve satır sonunda o ay içinde yapılan toplam fazla çalışma saatinin ayrıca belirtildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davacı tüm puantaj kayıtları davacının imzasını taşımakta olup, davacı belgelerdeki imzasını inkar etmemektedir. Bu sebeple kayıtlarda 150-200 işçi için aynı rakamların yazılı olduğundan bahisle, davacının imzasını içeren puantaj kayıtları yerine tanık beyanlarına itibar edilmesi isabetli olmamıştır. Davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti talepleri yönünden imzalı puantajlara itibar edilerek değerlendirme yapılması gerekmekte olup, aksi yönde yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.