YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8705
KARAR NO : 2017/3049
KARAR TARİHİ : 17.04.2017
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında imzalanan mal alım-satım ve yatırım destek sözleşmesi gereğince, davalının davacıdan belirli bir miktar mal almayı taahhüt ettiğini buna karşılık davacının da davalıya 15.000,00 TL + KDV yatırım desteği yaptığını ancak davalının taahhüt ettiği mal alımını yapmadığını bunun üzerine davacı – alacaklı tarafından davalı – borçlu aleyhine 2015/2057 esas sayılı dosyası üzerinden yatırım desteğinin iadesi için ilamsız takip yapıldığını, davalı – borçlunun haksız yere ödeme emrine itiraz ederek takibi durduğunu belirterek; davalının itirazının asıl alacak yönünden iptaliyle takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalının taraflar arasındaki alım satım sözleşmesine uyduğunu, ancak davacının satışı önceden haber vermeden keserek haksız yere dava konusu ilamsız takibi başlattığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, HMK.’nun 114/ç maddesi gereğince kesin yetki kuralının dava şartı olduğu ve HMK.’nun 115. maddesi gereğince dava şartlarının mahkemece re’sen dikkate alınması gerektiğini açıkladıktan sonra HMK.’nun 14/2 maddesindeki kesin yetki kuralına değinilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri’nin yetkili kılınmasına dikkat çekilerek HMK.’nun 17. maddesi gereğince bu belirlemenin de kesin yetki şartı olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliği nedeniyle ve dava şartı yokluğundan davanın usul yönünden reddine, talep halinde dava dosyasının yetkilMahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş ve bu karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
HMK.’nun 14/2 maddesinin taraflar arasındaki ilişkide uygulanması mümkün olmayan bir kesin yetki kuralı olduğu açık olduğu gibi, taraflar arasındaki sözleşmede HMK.’nun 17. maddesi gereğince yer alan yetki şartı da munhasır yetki şartı olup kesin yetki şartı değildir.
HMK.’nun 19. maddesi gereğince, munhasır yetki şartı davalı tarafça usulüne uygun şekilde ileri sürülmediği takdirde, sanki bir kesin yetki şartıymış gibi mahkemece re’sen dikkate alınamaz.
Bu bakımdan yerel mahkemece davalı tarafından yetki şartı ileri sürülmediği halde münhasır yetki şartı kesin yetki şartı olarak değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.