YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3284
KARAR NO : 2017/8451
KARAR TARİHİ : 06.11.2017
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dairemizce verilen 13.02.2017 gün ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmekle,
02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen (2) ve (3). fıkra hükümleri uyarınca itiraz konusu değerlendirilip, önceki kararda değişiklik yapılmasını gerektiren herhangi bir nedenin bulunmadığı, konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunca sonuca bağlanmasının daha uygun olacağı anlaşıldığından dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Davacı … tarafından açılan tazminat talebiyle ilgili olarak Kars Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; 18/09/2014 gün, 2014/364 E-2014/361 K sayılı karar ile; 4.500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
Yerel mahkeme tarafından 18/09/2014 tarihinde verilen tazminat talebinin kısmen kabulü kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde açılan temyiz davası üzerine, Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, 13/12/2017 gün, 2015/14727 E sayılı ilam ile yerel mahkeme tarafından verilen tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararın özet olarak;
1-)Davacının kendi sebebiyet verdiği tutuklamadan dolayı tazminat verilemeyeceğinden bahisle; davanın reddi yerine kısmen kabulü,
2-)Dava tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilmesi ve karara iştirak eden Cumhuriyet Savcısının ismine gerekçeli karar başlığında yer verilmemesi;
Usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün BOZULMASINA, karar verilmiştir.
Yerel mahkeme tarafından 4.500. TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün, temyiz incelemesini yapan Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesi tarafından “ BOZULMASINA” ilişkin karara, aşağıda arz ve izah edilecek sebeplerle iştirak edilmemiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için davacı hakkında; Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada tutuklanma koşullarının oluşup oluşmadığının, tutuklama müessesesi hakkındaki Anayasada yer alan düzenleme ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerdeki kriterler ile birlikte yargılama sonucunda verilen beraat kararı irdelenerek, davacının hazırlık aşamasındaki ikrarının tutuklanmasına sebebiyet verip vermediği ve buna bağlı olarak tazminat verilip verilemeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Anayasanın 19. maddesinin hükmüne göre kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunduğu hallerde, kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla ve bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla, şüpheli veya sanık tutuklanabilir. Hâkimler karar verirken, iç hukukumuzun bir parçası olan AİHS’i ön inceleme şartı olarak muhakkak yerine getirmelidirler. Tutuklamada, AİHS’nin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. maddesi dikkate alınmalı, adil yargılanmayı düzenleyen 6. maddesi ise, 5. maddenin yorumlanmasında esas alınmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı olduğunu vurgulamakta ve kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılabileceği, halleri sınırlandırmaktadır. Tutuklama da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde kişi özgürlüğü ve güvenliğinin sınırlanabilmesine izin verilen durumlardan biridir.
Somut olayımızda, davacı hakkında ihaleye fesat karıştırmak ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan başlatılan soruşturma sonucunda her iki suçtan da tutuklandığı, ancak yapılan yargılama sonucunda; her iki suçun da unsurları itibariyle oluşmadığından bahisle beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ardahan Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararında; davacının hazırlık aşamasındaki ikrarı hiç bir şekilde sonuca etkili görülmemiş ve her iki suçun da unsurları itibariyle oluşmadığı bu durumda unsurları bakımından oluşmayan suçtan dolayı davacının tutuklandığı anlaşılmıştır.
Çok ağır bir tedbir olduğu konusunda kuşku bulunmayan tutuklama tedbirini çok ağır koşulların gerçekleşmesine bağlayan ve hatta bu koşullara ilave olarak anılan tedbiri bazı suçlarla sınırlayan kanun koyucunun, unsurları bakımından oluşmayan suçtan dolayı, sırf sanığın ikrarı var diye tutuklanmasına seyirci kalması beklenemez. Zira bir olayda suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını belirlemek görevi mahkemeye ait bir görevdir. Hazırlık aşamasında ise bu hususu değerlendirecek olan hakimin suçun unsurlarının oluşup oluşmayacağını değerlendirerek buna göre tutuklama yada başka bir tedbiri uygulaması gerekmektedir. Tutuklamanın en önemli koşullarından birisi olan kuvvetli suç şüphesi, aynı zamanda yargılama sonucunda isnat edilen suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını da içerisinde barındırmaktadır. Zira unsurları oluşmayan suçta, kuvvetli suç şüphesinden söz edilemez. Bu aşamada Ardahan Ağır Ceza mahkemesinin verdiği beraat kararının doğru olup olmadığı da irdelenemez. Mahkeme kararı temyiz edilmeksizin kesinleşerek kesin hüküm haline gelmiştir. Yargılama sonucunda unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilen her iki eylemden dolayı, hazırlık aşamasında sırf sanığın ikrarda bulunduğundan bahisle tutuklanmasına kendisinin sebebiyet verdiğinin kabul edilmesi mümkün değildir. İkrara rağmen yargılamayı yapan mahkeme tarafından suçun unsurlarının oluşmadığına karar verilmiştir. Tutuklama tedbirinin uygulanması sırasında da aynı değerlendirme yapılarak tutuklama tedbirine hükmedilmemesi mümkün iken, unsurları bakımından oluşmayan suçlardan dolayı davacının tutuklanmasına karar verilerek; dolaylı olarak orantılılık ve hakkaniyet ilkesi ihlal edilmiştir.
Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun 2. numaralı bozma nedenine ise belirtilen eksikliklerin yerinde giderilebilir eksiklikler olarak görülmesi nedeniyle iştirak edilmemiştir. Zira hükmün aslını oluşturan kısa kararda karara iştirak eden Cumhuriyet Savcısının ismine yer verilmesi nedeniyle; gerekçeli karar başlığına kısa karara iştirak eden Cumhuriyet Savcısının isminin eklenmesi ve yanlış gösterilen dava tarihinin de gerçek duruma uygun olarak düzeltilmesi mümkündür. Anılan eksikliklerin mahallinde düzeltilebileceğine dair gerek uygulamada, gerekse öğretide herhangi bir duraksama mevcut değildir.
Somut olayımızda unsurları itibariyle oluşmayan suçlardan dolayı sırf olayı olduğu gibi anlattığı için tutuklanan davacının tutuklanmasına kendisinin sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden; manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar veren yerel mahkeme kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken, bozma ilamında açıklanan nedenlerle yerel mahkemece verilen kararın BOZULMASINA ve itiraz üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine ilişkin Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun görüşüne iştirak edilmemiştir.