YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9108
KARAR NO : 2017/23768
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini, ücretlerinin ödenmemesi ve kesinti yapılması nedeni ile haklı sebeple feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, fazla mesai, genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının hüküm altına alımasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ücretinin geç ve kesintili ödenmediğini, haklı fesih iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık davacı işçinin tazminat ve alacaklara esas ücretinin miktarı konusundadır.
4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin ilk fıkrasına göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Yasada ücretin eklerinin neler olduğu müstakilen düzenlenmemiş olmakla birlikte, değinilen maddenin ikinci fıkrasındaki “…banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının..” ibaresi gereğince, ücretin yanı sıra prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörüldüğünden, “prim” ve “ikramiye” ücretin eki olarak İş Kanununda ifadesini bulmuştur.
Prim, işçinin mal veya hizmet üretiminde daha istekli hale gelmesi ve başarısının artması için işverence ödül niteliğinde verilen ek ödemeler şeklinde tanımlanabilir. Prim ödemesinden amaç, işçinin dava verimli bir şekilde çalışmaya özendirilmesidir. İşçinin prime hak kazanması için işyerinde pirim ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmış olması gerekmez. İşyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin prim talep hakkı vardır.
Davacı, davalı işyerinde satış temsilcisi olarak prim usulü ile aylık net 2000,00-2500,00TL ücretle çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının asgari ücret ile çalıştığını savunmuştur.
Hükme esas bilirkişi raporunda, davacının çıplak ücretinin asgari ücret olduğu kabul edilmiş, hizmet döküm cetvelinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen, zamanaşımına uğramayan 2009-2012 döneminde ödenen prim tutarları ortalaması esas alınarak giydirilmiş son ücret belirlenmiş ve kıdem tazminatı bu ücret, diğer işçilik alacakları ise son asgari ücret üzerinden hesaplanmıştır. Ancak,hizmet döküm cetvelindeki miktarlar ay ay değişkenlik göstermekte olup, kuruma bildirilen bu miktar çıplak ücret dışında tüm diğer işçilik alacaklarını da kapsamaktadır.Davacının asgari ücret+prim usulü ile çalıştığı anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan son beş aya ilişkin ücret bordroları Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen primler ile uyumludur, ancak tüm bordrolar sunulmamıştır. Bu nedenle ücret ve primle ilgili tüm ödeme belgeleri ve tüm banka kayıtları getirtilmeli, asgari ücrete ilave olarak değişkenlik gösteren son bir yıla ait primler toplanmalı ve aylık ortalama prim belirlenerek, davacının tazminat ve alacaklara esas ücreti tespit edilmelidir. Hatalı ücret tespiti ile tazminat ve alacakların belirlenmesi isabetli olmamıştır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Dosya içeriğine göre, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan aylık prim ödemelerinden asgari ücret çıkartılarak davacıya ödenen toplam prim miktarı belirlenmiş, buna göre davacıya, son asgari ücret üzerinden hesaplanan fazla mesai ücretinden daha fazla prim ödemesi yapıldığı anlaşıldığından fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmişttir.
Davacı prim karşılığı çalışmaktadır. Yaptığı satışa göre prim aldığından prim ödemesi yapılan satışın karşılığı olup tam olarak fazla çalışmayı karşıladığından söz edilemez.
Bu sebeple, davacıya ödenen primin fazla çalışmanın normal saat ücretini karşıladığı kabul edilerek, anılan alacak kalemi saat ücretinin % 50 zam nispetine göre hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır. Fazla çalışmasının primle karşılandığı kabul edilerek reddilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının hesaplanma yöntemi taraflar arasında tartışmalıdır.
Fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücretinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanmaları gerekir. Yargıtay kararları da bu yöndedir. Bu durumda fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönemler açısından da ücret miktarlarının tespit edilmesi gerekir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde, bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak buna göre tespiti gerekir.
Dosya içeriğine göre, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda reddine karar verilen fazla mesai ücreti ile hüküm altına alınan genel tatil ve hafta tatili ücreti alacakları fesih tarihindeki asgari ücret üzerinden hesaplanmıştır. Anılan alacakların davacının, tespit edilecek dönemsel ücretlerine göre hesaplanması gerekirken hatalı bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hesaplanması sırasında ıslahla artırılan miktarların gözetilmemiş olması hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine 01/11/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.