Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/24716 E. 2017/14124 K. 25.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24716
KARAR NO : 2017/14124
KARAR TARİHİ : 25.09.2017

MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, davalı şirkette 21.08.1987-30.05.2009 tarihleri arasında çalıştığını, son ücretinin net 2.200 USD olduğunu, yatacak yerinin karşılandığını ve üç öğün yemeğinin verildiğini, iş bitimi nedeniyle yurda gönderildiğini, ancak bir daha işe çağrılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve fazla mesai alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının çalışmasının sürekli ve kesintisiz olmadığını, yasal haklarının ihtirazi kayıtsız olarak ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen ilk karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10/12/2015 tarihli 2014/20887 E. 2015/34982 K. sayılı ilamı ile özetle;
“… Dosya içinde yer alan imzasız ücret bordrolarının incelenmesinden, aylık normal çalışma saatleri ile fazla çalışma ve hafta tatili ücretleri tahakkukların son dönemlerde yaklaşık 2000,00 USD olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ücret bordroları davacının imzasını içermemekte olup saat ücreti 5,24 USD ile çarpılmıştır. Davalı işverence fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, çalışmadan ödenen ve yolda geçen süre adı altında çeşitli tahakkuklar yapılmış olmasına rağmen, gerçekte davacı işçiye yapılan toplam ödeme sadece temel ücretini kapsamaktadır. Nitekim işçinin banka hesabına yapılan ödemeler “maaş ödemesi” olarak gösterilmiştir. Bu durumda davacıya ödenen miktar içinde fazla çalışma ücretleri ile hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin yer aldığının kabulü hatalıdır. Davacının talebi doğrultusunda ücreti bilirkişi raporunun 2. Seçeneğinde yazılı olan 1.419,45 USD olarak kabul edilmeli ve bilirkişi raporunda sözü edilen ücreti esas alan ilgili seçenek mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmelidir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararı sonrası mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davacının temel ücretinin tespiti ile işverence ödenen ücret içinde fazla çalışma ve tatil ücreti alacaklarının yer alıp almadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içinde yer alan ücret bordroları ve mesai şeritleri imzasız olup, aylık normal çalışma, fazla çalışma ve tatil çalışmalarını da içerir şekilde düzenlenmiştir. Bazı aylarda normal mesai süresi azaltılarak ve karşılığında fazla çalışma ile tatil mesaisi süreleri arttırılarak bordro düzenlendiği, böyle olunca davacı işçiye esasen aylık olarak yabancı paralar üzerinden temel ücret ödendiği ancak imzasız bordrolarla fazla çalışma ile tatil ücretleri de gösterilmek suretiyle tahakkuka gidildiği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, bordrolarda yer alan toplam ödeme tutarları sadece temel ücreti ilgilendirmektedir. Bordrolarda yer alan toplam ödeme tutarları sadece temel ücreti ilgilendirdiğinden işverenin kayıtlarında (bordro ve bordrolara uygun olarak tanzim edilen mesai şeritleri) yer alan fazla mesai ve tatil çalışma süreleri davacı işçinin fazla mesai yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını göstermez. Kaldı ki bu bordroların ve mesai şeritlerinin gerçekte alınan ücreti gizlemek için sonradan gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiği davacı tarafın da kabulündedir. Bu halde söz konusu alacakların varlığını ispat yükü davacıdadır. Davacı çalışma olgusu yönünden işyeri kayıtlarına ve tanık beyanlarına dayanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, işçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Diğer taraftan 6100 HMK.’un tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılmalı ve salt bu tanıkların beyanı ile sonuca gidilmemelidir. İşveren ile husumet içinde olan tanıkların beyanları diğer yan delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı ve tatil günlerinde çalıştığı kabul edilip alacak hesaplanmıştır. Oysa beyanı hükme esas alınan davacı tanığı … aynı şekilde davalı aleyhine dava açmıştır.
Tanığın konumu, tanıklığına duyulacak güveni etkileyecek durumdadır. Bu nedenle tanıklığına itibar edilemez. Yukarıda anlatıldığı gibi bordrolarda yer alan toplam ödeme tutarları sadece temel ücreti ilgilendirdiğinden işverenin kayıtlarında (bordro ve bordrolara uygun olarak tanzim edilen mesai şeritleri) yer alan fazla mesai ve tatil çalışma süreleri de davacı işçinin fazla mesai yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını göstermez. Davacı fazla çalışma yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını somut delillerle kanıtlayamadığından bu taleplerin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
Ancak, ilk kararı davalının temyizi olmadığı gözetilerek, davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da gözden kaçırılmamalıdır.
3-Yerel mahkemece bozmadan önceki kararda 770,11 USD olarak tespitlenen ve taleple bağlı 650,00 USD olarak hüküm altına alınan ulusal bayram genel tatil alacağının ilk kararda davalı temyizi olmadığı gözden kaçırılarak bozmadan sonraki kararda 416,24 USD olarak hüküm altına alınması usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğindedir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.