YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19426
KARAR NO : 2017/24336
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Büyükelçiliğe bağlı Askeri Ateşelikte 14.06.1999 – 13.11.2009 tarihleri arasında temizlik ve çay işlerinde çalıştığını, 04.11.2009 tarihinde rahatsızlandığı için gittiği hastanede verilen raporu işverene götürdüğünü, ancak rapor süresi sonunda müvekkile işten çıkartıldığının bildirildiğini, talep ettiği hiçbir hakkın ödenmediğini belirterek bir kısım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Savunmasının Özeti:
Davalı Büyükelçilik vekili, bu tip yerlerin yabancı devlet toprağı olduğunu ve T.C. Kanunlarının bu topraklarda uygulanamayacağını, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 21. maddesinde de yetkili ülke mahkemesi olarak … mahkemesinin seçildiğini, bu yönüyle yetki açısından davanın reddi gerektiğini, davacının özürsüz olarak işe gelmemesi nedeniyle iş sözleşmesine son verildiğini, davacıya iddiasının aksine 2010 yılı Ekim ayı maaşının ve hak etmediği halde kıdem tazminatının da ödendiğini, buna ilişkin ibranamenin olduğunu, tüm yıllık izinlerini kullandığının belgeli olduğu ve fazla çalışma da yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti:Mahkemece, toplanan deliler ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Temyiz:Karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe:1-Öncelikle Mahkemece çözümlenmesi gereken husus, kısa karar ile gerekçe arasındaki çelişki konusudur.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde ” davacının 09.00- 15.00 çalışma saatleri arasında 30 dakikalık dinlenme süresini kullandığı, bu sürenin toplam çalışma süresinden mahsubu gerektiği, ayrıca 2 ayda bir resepsiyon nedeniyle fazladan kalınan süre de eklendiğinde davacının haftada 5 gün günlük 5,5 saatten toplam 27,5 saat çalışma süresinin bulunduğu, bu nedenle davacının fazla çalışma alacağı talebinin haksız ve dayanaksız olduğu” belirtildikten sonra, kısa kararın 2 numaralı hüküm fıkrasında, fazla mesai alacağının kabul edildiği anlaşılmakla, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkinin giderilerek hüküm tesis edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesi usule aykırıdır.Somut olayda; davacı dava dilekçesinde 14.06.1999-13.11.2009 tarihleri arasında çalıştığını belirtmiş olmasına rağmen hizmet süresinin 16.11.2010 tarihine kadar kabulü ile dava konusu alacaklarda hesaplamaya gidilmesi, talep aşımı mahiyetinde olduğundan hatalı bulunmuştur.Ayrıca 07.04.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda kıdem tazminatı brüt 17.394,25 TL hesaplanmış, davacı vekilince 10.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile aynı tarihte ıslah harcı da ödenmek suretiyle bu alacak miktarı 17.294,25 TL ıslah edilerek toplamda 17.394,25 TL olarak talep edilmiş olmasına rağmen, Mahkemece hüküm fıkrasının 1.maddesinde brüt 17.394,254 TL kıdem tazminatına hükmedilmiş olması da talebin aşıldığını göstermiştir.3-Yıllık iznin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.Dosya kapsamına ibraz edilen yıllık izin formlarından davacının 2007, 2008 ve 2009 yılları izinlerini kullandığı anlaşılmış, ancak hesaplamada davacının kullandığı tespit edilen izin süreleri eksik hesaplanmıştır. Mahkemece, izin formları dikkate alınarak davacının kullandığı tespit edilen izin günlerinin mahsubu ile bakiye gün üzerinden yıllık izin ücreti hesaplanmalıdır.
4- Son olarak, davalı tarafça ibraz edilen ancak tercümesi olmayan ibranamenin de tercümesi yaptırılıp, davacı asil de dinlenilerek hüküm kurma yoluna gidilmelidir.Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.