YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9874
KARAR NO : 2017/8551
KARAR TARİHİ : 07.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK’nın 179/3-2, 62, 53/1, 51/1-3. maddeleri gereğince
mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sair hususlara ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1–Sanık müdafinin, 11/03/2015 tarihli oturumda, sanık hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanması talebinin, TCK’nın 50. maddesini de kapsadığı halde, hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına veya seçenek tedbirlere çevrilip çevrilmeyeceğinin kararda tartışılmaması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2-Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53/4. maddesine aykırı olarak, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3-Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140, 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
4-Hükmolunan hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 51/7-8. maddesi uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezanın kısmen veya tamamen infazına karar verileceğinin ve denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı hususlarının kararda belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07.11.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
Tartışılacak olan husus hapis cezasının, öncelikle paraya mı çevrileceği veya erteleme hükümlerinin mi uygulanacağı hususudur.
Yasa koyucu, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin her iki kurum yönünden bir öncelik sıralaması belirlememiş, gözetilecek ölçütleri göstermekle yetinerek hangisinin uygulanacağı hususunu hakimin takdirine bırakmıştır. Cezanın kişiselleştirilmesinde hakim, sanığın durumunu dosyadaki bilgi ve belgelere ya duruşmada edindiği izlenime göre değerlendirecek ve bu kurumlardan hangisinin uygulanacağını ya da uygulanmasının gerekmediğini kanunda öngörülen ölçütlere göre takdir edecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17/12/2013 tarih 2012/12-1519 -2013/613 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, erteleme de, hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevirmesi de cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması, yani bireyselleştirilmesinin yollarından birisi olup mutlak olarak birinin diğerinden daha lehe olduğundan söz edilemeyecektir.
Somut olayda, sanık tarafın, lehe hüküm talebinde bulunduğu ancak ne yargılama aşamasında ne de temyiz itirazlarında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi yönünde taleplerinin de bulunmadığı görülmekle,
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükmün, sanık tarafın lehe hüküm talebinin bulunduğundan bahisle kararda adli para cezasına çevrilme hükümlerinin tartışılmaması gerekçesiyle mahkeme kararını bozan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.