Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/8790 E. 2017/24227 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8790
KARAR NO : 2017/24227
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiş ve davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istenilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; davacının, davalıya ait işyerinde 01.11.2006-23.03.2012 tarihleri arasında çalıştığını, alacaklarının ödenmediğini beyanla; eksik ödenen kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının alacağının olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece; toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında ıslaha karşı zamanaşımı itirazının dikkate alınıp alınamayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.Mülga 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Kanun’un uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def’inin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut olayda, davacı vekilince 12.08.2014 tarihinde ıslah yoluyla dava değerinin yükseltildiği, ıslah dilekçesinin davalı vekiline 14.08.2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili ise, iki haftalık süre geçtikten sonra 09.09.2014 tarihli dilekçesi ile ıslaha karşı zamanaşımı savunmasını ileri sürmüştür. Islaha karşı zamanaşımı savunmasının süresinde ileri sürülmediği açık olup, Mahkemece söz konusu zamanaşımı savunmasının nazara alınmaması gerekirken ıslaha karşı zamanaşımı itirazı dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hüküm altına alınmış olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki fazla mesai ve genel tatil ücretlerinde yapılan takdiri indirim oranı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai ve genel tatil ücretinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca takdir indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır.
Somut uyuşmazlıkta; işyerinde 5 yıl 4 ay 23 gün çalışması bulunan davacının hak kazandığı fazla mesai ve genel tatil ücreti alacakları tanık beyanlarına göre hesaplanmış ve 1/2 oranında taktiri indirim uygulanmıştır. Davacının işyerindeki çalışma süresi ve tüm dosya içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Mahkemece yapılan 1/2 oranındaki takdiri indirim hakkın özünü etkiler nitelikte olup hesaplanan fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarından 1/3 oranında indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.